Bekleyişler ve Gece

Anadolu’da aşklar ağır, yavaş; Anadolu’da yazlar kurak… Ve huyudur insanın aşkını sevdiğinden gizleyip geceye anlatması. Aşığın şansıdır ki gece dut yapraklarının arasından esen rüzgarlar avluları aşıp ahşap çerçeveli pencereye ulaşır. Söylenemeyen ne varsa Anadolu’da bir gece yarısı o ahşap çerçeveli pencerelerden fısıldanır yaz geceleri.

  • 14.11.2016
  • Pelin Sürmeli

“Açık bırak pencereni, örtme perdeyi bu gece
Sana yaptığım bu şarkıyı, sana yaptığım bu besteyi
Rüzgârlar getirebilsin”

Anadolu’da aşklar ağır, yavaş; Anadolu’da yazlar kurak… Ve huyudur insanın aşkını sevdiğinden gizleyip geceye anlatması. Aşığın şansıdır ki gece dut yapraklarının arasından esen rüzgarlar avluları aşıp ahşap çerçeveli pencereye ulaşır. Söylenemeyen ne varsa Anadolu’da bir gece yarısı o ahşap çerçeveli pencerelerden fısıldanır yaz geceleri.

İşte bu yüzdendir ki bu topraklardan öyle zengin melodiler, öyle yoğun duygular çıkmıştır hep. Kavuşamayanlar hüzünle birleşir, bir garip sızıya dönüşür ve hicazda hayat bulur. Bir ağız dolusu mırıldansan yazın sıcağı üzerine çökermiş gibi, öylesine yanık. Ve yine bu yüzdendir ki Anadolu’da kavuşmaktan daha güzeli beklemektir aşkı. Bekleyişler geceler boyu, hüzün dolu, umut dolu, bir o kadar da makam dolu… Şarkısını bulmak isteyen bir aşık da, penceresine gelen rüzgarı dinleyen de bekler. Aşık da, maşuk da. Bade bekler, meltem bekler, avlu da, dut da. Ve hicaz da bekler, ağır ağır mırıldanır derdini. Gizlediği şeyleri söylemekten utanır gibi…

Share this post:

Similar Articles:

Ahmet Dayı

Ahmet Dayı

İskilipli Ahmet Dayı... Emre Bostancı'nın objektifinden...

Read more
Tohumdan Hasata Bir Anadolu Öyküsü: Ekmek

Tohumdan Hasata Bir Anadolu Öyküsü: Ekmek

Sofralarımızın vazgeçilmezi belli başlı hasletlerimizden olarak gördüğümüz, o olmasa karnımızın doymadığı ekmek, eski çağlardan beri topraklarımızın demirbaşı.

Read more
Bizi Biz Yapandan Bizi Bir Yapana

Bizi Biz Yapandan Bizi Bir Yapana

“Burada dört katman var: Bir, Doğu yaratıcılığının en eski hünerleri, güzel şeyler; iki, eskiden ‘sanayi’ denilen lonca düzeninin eski ve en seçme eserleri; üç, en yeni teknoloji ve isteklere göre üretilen tasarımlar; dört, gelmiş geçmiş tarih boyunca en değerli hammaddeler; altın, gümüş, elmas ve benzerleri”*

Read more