Şahmeran

Tarsus yöresinde, yerin altında yaşayan başları insan, belinden aşağısı yılan biçiminde olan, Maran isminde canlılar varmış. Maranlar her ne kadar insanlardan gizlenerek yaşasalar da çok kıymetli hekimlik bilgileri olan ve bu bilgiler ile insanlara gizlice yardım eden iyi niyetli varlıklarmış...

  • 14.11.2016
  • Pelin Sürmeli

Maranların ecesi olan Şahmeran da halkı tarafından çok sevilen, çok iyi niyetli bir varlıkmış. Bir gün Cemşab isimli bir genç, arkadaşları ile Tarsus mağaralarında bal aramaya koyulmuş. Cemşab mağaranın derinliklerine girip çıkarttığı balı arkadaşlarına verdiğinde, arkadaşları balı alıp kaçmış ve Cemşab’ı mağarada bırakmışlar. Cemşab ne yapacağını bilemez halde etrafına bakarken yerde küçük bir delik görmüş. Deliğin içinden ışık çıkıyormuş, Cemşab ne olduğunu merak edip cebindeki bıçakla deliği kazıyarak içine bakmış ve ömr-ü hayatında gördüğü en güzel bahçeyi bulmuş. Çaresizlik ve merakla bahçeye giren Cemşab, Şahmeran ile tanışmış. Zaman içerisinde Şahmeran’dan hekimlik öğrenmiş ve onun güvenini kazanmış. Bir gün ailesinin özlemine dayanamayacağını anlayan Cemşab, evine dönmeye karar vermiş. Şahmeran da sevgili dostu Cemşab’a, Maranların yerini asla kimseye söylememesi gerektiğini sıkı sıkı tembihlemiş. Gel zaman git zaman, Cemşab bu sırrı uzun sure saklamış. Bir gün, ülkenin padişahı amansız bir hastalığa yakalanmış. Ülkedeki hiç bir hekim bu hastalığa çare olamayınca Vezir ancak Şahmeran’ın bu derde deva olabileceğine inanmış ve ülkedeki herkesi tek tek sorguya çekmiş.

 

Şahmeran’ı gören insanın derisi pullanırmış, Vezir de insanları hamama davet ederek gizlice derilerine bakmış. Böylece Cemşab, sırrını saklyacağına söz verdiği Şahmeran’ın yerini açıklamak zorunda kalmış.

Vezir, Şahmeran’ı tutsak aldığında, Şahmeran Cemşab’ın çok üzgün olduğunu görmüş ve bir suçu olmadığına inanmış. ‘Suyumu Vezire içir, etimi de padişaha yedir’ demiş. Cemşab, Şahmeran öldürüldükten sonra etini padişaha yedirince padişah iyileşmiş. Sonra suyunu vezire içirmiş ve kötü kalpli vezir oracıkta ölüvermiş. Rivayet olunur ki Şahmeran’ın öldüğünü hiç bir Maran bilmezmiş ve öğrendikleri gün yer altından çıkarak Tarsus’u basacak ve insanlardan Şahmeran’ın intikamını alacaklarmış.

Share this post:

Similar Articles:

Halep’ten Antakya’ya Bir Keşiş Hikayesi

Antakya’da büyüyen çocuklar için şehir sırlarla dolu bir şark masalı gibidir. Bu şark masalı, binbir öykünün bakiyesini biriktirir ve Akdeniz'e döker asırlardan beri. Yalnız Asi'nin bildiği masalları dinler Antakya çocukları. O masallar ki üzümün paslı tadı gibidir: hafif buruk ve büyüleyici.

Read more
Yılanlı Sütun ve Delfi Kahini

Yılanlı Sütun ve Delfi Kahini

Sultanahmet Meydanı’na bir dahaki gidişinizde, Antik İstanbul Hipodromu’nun tam üzerinde durduğunuzu hatırlayın ve Delfi Kahini’nin üzerine oturup Apollo ile konuştuğu yılanlı sütunun yanı başınızda olduğuna dikkat edin!..

Read more

Saklı Cennet Beyşehir

Bir şehir düşünün bir yanıyla İstanbul’un boğazını, bir yanıyla Karadeniz’in havasını andıran. Öyle bir şehir düşünün ki Mevlana diyarının göz bebeği, Akdeniz’in yaylası… Bir kere gelenin ayrılamadığı, gitse de unutamadığı…

Read more