Yılların ve Yolların Getirdiği: Kuşkonmaz Camii

Bin yıllık kültür birikiminin demirbaşı, Mimar Sinan dehasının ürünü, İstanbul'un "kasr-ı müzeyyeni" Kuşkonmaz Camii. Dört asır öncesinden bugüne kalan davetkar bir mabet...

  • 24.07.2017
  • Merve Gürel

Üsküdar Şemsi Paşa Külliyesi, Kemali Söylemezoğlu Kartpostal Arşivi, Salt Araştırma

Fotoğraf: Merve Gürel

Fotoğraf: Merve Gürel

Fotoğraf: Merve Gürel

Fotoğraf: Merve Gürel

Yıllar ve yollar getirdi bendenizi bu yalı camiine. Yıllar ve yollardır bu yazıyı kaleme alan. Şemsi Paşa yani meşhur Kuşkonmaz Camii’nin içinde kendimden emin adımlarla ilerlerken birden tanıdık, Anadolulu bir ses çağırıyor: “Buranın tarihi bende kızım”.  Seksen sekiz yaşındaki bu sesin sahibi, Turgut Yılmaz. Turgut Dede camiyi anlattıkça daha bir tarih oluyor zaman, deniz ve avluyu dolduran güzel insanlar, oyun oynayan çocuklar. Şemsi Ahmet Paşa’nın Mimar Sinan’a 3. Murat için yaptırdığı bu caminin yapıldığı yıla, 1580’e gidiyoruz*. Deniz tarafındaki kapısından içeri, avlusunu kuzey ve doğudan “L” şeklinde saran medresesinin önüne buyur ediliyoruz. 

 

Caminin içinin, çini ve kalem işi gibi süslemelerden uzak olması, rengarenk vitraylı üst pencerelerini ve büyüleyici şamdanlarını öne çıkarıyor. Caminin bânisi olan Şemsi Ahmet Paşa’nın türbesi ise caminin yanı başında. Zamanında çok zarar görmüş ve bilhassa 1894 depreminden sonra uzun bir müddet harabe halinde kalmış bu mabet. Ne kadar tahribat ve yıkıma maruz kalırsa kalsın Kuşkonmaz Camii’nin Osmanlı mimarisindeki önemi büyük. Öyle ki “Camilerimiz” kitabının yazarı Halil Ethem Bey “Bu güzel Türk abidesinin senelerden beri devam eden harabiyeti son dereceye gelmiştir. Minaresi kamilen yıkılmıştır. Binalarının kurşunları çalınmıştır ve kısmen sarmaşıklar duvarları istila etmiştir” der.

Evliya Çelebi’ye göre ise “Sahilde küçük bir camidir. Amma o kadar şirin bina olunmuştur ki geriden gören kasr-ı müzeyyen zanneder”.

Evliya Çelebi ile aynı yılda yaşamış Eremya Çelebi Kömürciyan ise “camiin büyük kubbesinin üstünde ve el büyüklüğünde olan yaldızlı alem, güneşin karşısında pırıl pırıl yanar” yazmıştır. İnciciyan Efendi ise cami alemlerinin alışılan şeklinden farklı olarak buraya güneş şeklinde bir alem konulmuş olmasını kurucusunun Şems (güneş) adına yormaktadır*.

 

Biz asıl soruya gelelim: Bu caminin adı neden Kuşkonmaz Camii’dir?  Vaktinde Şemsi Ahmet Paşa, Mimar Sinan’dan hususi olarak kuşların dahi konmaya kıyamayacağı bir eser ister. Bu ise  Karadeniz ve Marmara Denizi’nden gelen sert rüzgarların kesişmesi ile sağlanır. Diğer deyişle bir Mimar Sinan dehası vardır ortada.

 

Şimdilerde ise caminin içerisindeki tarihi eserlerin müzeye koyulmak için alınıp boşaltılması ya da denizden kayıkla gelen üç şahsın tarihi şamdanlarını çalmaya çalışması gibi pek çok caniliğe uğramasının yanı sıra bir de hemen yanındaki dar yolun genişletilmesi için denize çakılan kazıkların yapının dış duvarlarında çatlaklar oluşturması var gündemde. Öyle ki, camii ve kütüphane olarak kullanılan medresesinin yardımsever ve güleryüzlü emektar çalışanlarının belirttiğine göre bu çatlaklar inşaattan sonra meydana gelmiş.

 

Umarız ki “baki kalan bu kubbede bir hoş sada” olmaz; çocuklar yine o eski camiilerin avlusunda koşuştururlar biteviye. 

 

 

 

Kaynakça: HASKAN Mehmet Nermi,  Yüzyıllar Boyunca Üsküdar, Üsküdar Belediyesi, İstanbul 2001.

 

 

Share this post:

Similar Articles:

Zanaattan Ziyade bir Sanat: Sedefkârlık

Zanaattan Ziyade bir Sanat: Sedefkârlık

Bursa’nın asırlık nişanesi, şehirli ile gezginin ilgi odağı Ulu Cami çevresinde bulunan hanlar bölgesi… Meşhur Koza Han’ın karşısındaki Fidan Han’a misafiriz. Sedefkâr Mümin Orhan’ın atölyesine…

Read more
Bir Şehir Silueti

Bir Şehir Silueti

Bir sabah gözlerinizi açsanız, yeni doğan parıl parıl güneş odanızı aydınlatsın diye perdelerinizi aralasanız ve yüzyıllar öncesinde uyandığınızı fark etseniz neler hissederdiniz? Peki ya günümüzde Antep’in eski şehir meydanlarının birinde durup gökyüzüne baktığınızda aynı şeyi hissedebilseniz?

Read more
Var ile Yok Arası Anadolu

Var ile Yok Arası Anadolu

Bir akşamüstü saatte bilmem kaç kilometre hızla Çıldır Gölü’nün etrafından dolaşarak Ardahan’dan Kars’a geçerken bir tabela utangaç ve hevesli tavrıyla el eder gezginlere. Tozlar arasında güçlükle seçilen köy isimlerinin yanı başında bir durak: Urartu Yazıtı.

Read more