Anadolu'da Kışa Hazırlık

Kış mevsimi çetin geçer Anadolu’da. Yazın bolluk bereketi yerini soğuğun yokluğuna bırakırken kış hazırlıklarına verilen emeğin kıymeti bilinmeye başlar hânelerde. Sakla samanı, gelir zamanı diyen ataların torunları, elinde fazla olanı yarına saklamayı görev bilmektedir hâlâ.

  • 12.11.2017
  • Ümmühan Özcan Tan

Fotoğraf: Yener Tan

Ağustos, Eylül ve Ekim ayları kış hazırlığının yapıldığı aylar. Anadolu’nun hemen her yerinde bu kültür az ya da çok sürüyor olsa da eski önemini düne göre yitirmiş durumda. Karadeniz’de kiler ya da tahıl ambarı olarak kullanılan ahşaptan yapılan, nemden, yağışlardan korunması için tahta ayaklar üzerine yerden yüksekte yapılan serenderler yöre insanının icat ettiği kışa hazırlık uğraşının nişanesi yapılar adeta. Modern evlerde ve şehirlerde taze saklamayı sağlayan dondurma teknolojisi nedeniyle kışa hazırlık kültürü artık ihmal edilen eskil alışkanlıklardan.

 

Oysa ki Aksaray Gülağaç’a bağlı bir beldede Kadine Teyze ile söyleştiğimizde bu kültürün derin kökleri apaçık ortaya çıkıyor. Köylerinde yeraltı şehirleri olduğundan bahsediyor Kadine Teyze. Kendi yaşadıkları konaklarının altının yeraltı şehrinin de bir uzantısı olan mağaralar olduğunu ve kışlıklarını koymak için buraları depo olarak kullandıklarını söylüyor. Anadolu’nun zamansız davetkarlığıyla buyur ediliyoruz mağaralara. Yazın en sıcak aylarında bile serin buralar. Burayı gören dolaba ne hacet deyiveriyor. Yine Toros dağlarının zirvesinde bir yayla olan Morca’da yaz aylarında da erimeyen, soğuk hava deposu olarak kullanılan Ayşe obruğuna, yörük obası sakinleri kendi yaptıkları peynirleri koyuyorlar, göç dönüşü de buraya gelip peynirlerini alıp dönüyorlar.

Anadolu kadını kışlık hazırlığını yapmak için daima imece usulü ile bir araya gelir. Eş dost, konu komşu arasındaki samimiyet derinleşir. Karadeniz’de maharetli eller mısır kuruturken, Güneydoğu’da biberler ipe dizilir, isot yapılır. Her diyarda kış hazırlıkları rengarenk görüntülere sahnedir.

Anadolu insanı topraktan aldığı verimleri değerlendirmeyi, ondan bir kültür biçmeyi bilmiştir. Antalya Akseki’de incirler kurutulup kadınların ellerinde işlemden geçerken, Korkuteli’nin yaylalarında tanıdığımız pek çalışkan Yörük kadını Fatma Teyze keçi derisinden tuluma bastığı peynirini kış aylarına saklar. Yusufeli’nin Esenyaka köyündeki Meryem Teyze dut pekmezinden yaptığı köme ve pestilini hazırlarken Çubuk’ta turşuluklar sirke ile buluşur. Zile’de pekmezler kazanlarda kaynar; Seydişehir kadınları ise üç gün boyunca ekmek yapar, yufkaları üst üste istiflerler. Beypazarı’nda ev makarnası da denilen erişteler hünerli ellerde kesilir. Kahramanmaraş’ın adı ile müsemma Maraş tarhanası için dövme buğday ile yoğurt buluşturulur. Ege ve Akdeniz’de toplanan zeytinler çuval çuval sıkıma gönderilir. Sofralık zeytinler ise dilmelik, baskılık gibi farklı yöntemlerle kurulur ve kışa hazırlanır.

 

Evliya Çelebi’nin “Lahm-ı kadit namı ile şöhret bulan kimyonlu sığır pastırması hiçbir tarafta yoktur” dediği Kayseri ile bütünleşmiş pastırma ise başlı başına bir yazı konusudur. Geçmişi, göçebe yaşayan Orta Asya Türklerine dayanır. Yine Anadolu kadınının bulgur kaynatma, tarhana yapma gibi imece ürünü kadim uğraşları vardır. Peynir ise her yerel kültürün bayraktarıdır adeta: Erzincan’ın tulum peyniri, Van’ın etlu peyniri, Kars gravyeri, Erzurum’un civil peyniri, Trabzon'un telli peyniri, Çanakkale’nin Ezine peyniri…

 

Sebzeden de mahrum kalınmaz zemheri kışlarda. Biber, patlıcan közlenir, kurutulur. Bamyalar ipe dizilir, çeşit çeşit reçeller ile domates ve biber salçası yapılır. Asma yaprağı bahar aylarında toplanır, salamurası yapılır. Elma, armut, erik gibi mevsim meyveler, kurutulur ki kimi yörelerde bu “kak yapmak” diye anılır.

 

Eskilerin yadırgamaktan usanmadığı dondurulmuş yiyecekler ve sera ürünleri damakları tarumar ededursun Anadolu’da kışa hazırlık imecesini sürdüren yerler de yok değil. Buralarda imrenilecek olan lezzetten ziyade ortaklaşa üretmenin kıvancıdır belki de.

 

 

Share this post:

Similar Articles:

Bir Sesleniş Olarak Tibeti Kilisesi

Bir Sesleniş Olarak Tibeti Kilisesi

O güzel kiliseler, "o güzel atlara binip gittiler". Ve biz harabelere kaldık.

Read more

Son Durak Yusufeli

Bakir güzelliğiyle hayranlık uyandıran bir coğrafya kucak açıyor memleketin şirin bucağı Artvin’e. Gözlerin yeşile, kulakların su sesine doyduğu bu küçük sınır şehrinde bir cennet saklı: Yusufeli… Çok değil, birkaç yıl sonra baraj suları altında kalacak olan, henüz keşfedilmeden silinip gidecek, sil baştan tarih yazmaya çalışacak bir cennet burası.

Read more

Buğdayın Atası Siyez

Topraklarımızın demirbaşı, sofralarımızın vazgeçilmezi... Bu toprakların buğdayın anavatanı olarak görülmesi tesadüf değil. Göbeklitepe kazılarındaki buluntular buğdayın ilk kez bu coğrafyada yetiştiğini ortaya koyar. Karacadağ ve çevresindeki öncü buluntuların yanı sıra Diyarbakır Çayönü ve Kayseri Kültepe’deki kazılar da küplerin içinde buğday taneleri muştular.

Read more