Minarelerin Ustası

İslam mimarisinin ve düşüncesinin önemli unsurlarından biri olan minareler, yeryüzünden semalara şahitlik eden tek nesnedir bu coğrafyada. Belki bu eğri dünyada dosdoğru olan, ağıtların saba makamında okunduğu ebedi bir yolculuktur...

  • 09.01.2017
  • Emelcan Pehlivan

Minare ustalığı özgün bir zanaat. Ustasını aşan çırak ile müsemma Çifte Minareler rivayeti ortada! Söylenegelir ki bu muazzam yapıyı yapan bir usta ve bir çırağı varmış. Bina yükseldikçe çırak bu işte ustasından daha ehil olduğunu göstermeye başlamış. Bu durumu ne kadar kıskansa da usta karşı gelememiş. Bir gün çırak ustasına seslenerek su istemiş ve bunu duyan usta: ”Usta idim oldum şegirt, al destiyi suya seğirt” diyerek kendini minareden aşağı atmış. Bunu duyan çırak çok içerlemiş ve ustasının arkasından o da kendini atmış. İşçiler bu vahim olaya çok üzülmüş, işi yarım bırakıp gitmişler. Kimilerine göre bu hazin hatıranın izlerini çifte minaredeki işçilik farkında görmek bugün dahi mümkün!

 

Hasılı, minare ustalığı emek ister, zaman ister. Hata kabul etmez. Zahmetinden olsa gerek bugün unutulmaya yüz tutmuş bu zanaat. Metrelerce yüksekte çalışmak kolayı seçenlerin harcı olmasa gerek. Az sayıdaki minare ustasından biri de Ramazan Usta:

“İşçi bulmakta zorlanıyoruz. İşi bilmeyenleri çalıştıramayız. Minare ustalığında özür olmaz. Çevremde çok iyi inşaat ustaları var ama minare işini yapamıyorlar. Çok ayrı kulvar olup her bölümünde ayrı ayrı titizlikle çalışılması gereken zor bir uğraş bu. Ayrı demir ustası, ayrı boyacı ve ayrı külah tasarımcısı olmalı. Sadece minareyi bitirmek değil amacımız. Yaptığımız her minare bir eser niteliği taşımalı.”

İslam mimarisinin ve düşüncesinin önemli unsurlarından biri olan minareler, yeryüzünden semalara şahitlik eden tek nesnedir bu coğrafyada. Belki bu eğri dünyada dosdoğru olan,  ağıtların saba makamında okunduğu ebedi bir yolculuktur.

 

“Minarede "ölü var!" diye bir acı salâ...

Er kişi niyetine saf saf namaz.. Ne alâ!

Böyledir de ölüme kimse inanmaz hâlâ!

Ne tabutu taşıyan, ne de toprağı kazan..."

 

Necip Fazıl Kısakürek

 

 

Share this post:

Similar Articles:

Eğin Dedikleri Küçük bir Şehir

Eğin Dedikleri Küçük bir Şehir

Ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısında o zamanlar henüz çiçeği burnunda bir subayken, Osmanlı ordusunda eğitimci olarak görev yapan Almanların efsanevi komutanı Helmuth Von Moltke, kaleme aldığı Türkiye hatıralarında Kemaliye için “Asya’da gördüğüm en güzel yer” der; bu ifade belki de Eğin'in güzelliğinin sığdırılabildiği en doğru tanımların başında gelir.

Read more
Binyıllar Öncesinden Bugüne Çatalhöyük

Binyıllar Öncesinden Bugüne Çatalhöyük

Bundan 9400 sene önce yaşasaydınız gözlerinizi nasıl bir güne açardınız? Bunu hafızada canlandırmak zor olsa da, Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde 25 Ekim'e kadar sürecek olan Çatalhöyük sergisinde, sanal gerçeklik gözlükleri ile 9400 yıl öncesinin günbatımını izlemek ve boynuzlarla dekore edilen Çatalhöyük evlerinin içinde yemek yemek mümkün!

Read more
Sabrın Sonu: Şemi'nin Mutfağı

Sabrın Sonu: Şemi'nin Mutfağı

Öğrencilik kendine has zorlukları barındırır. Hele Erzurum ayazında tir tir titreyip kendinizi rahat hissedeceğiniz tanıdık bir yuva yahut sıcak bir çay ile içinizi ısıtacak bir mekan ararsınız. Şemi’nin mutfağı işte o mekan…

Read more