Safranbolu: Geyik Boynuzları, Asmalar ve Yemeniciler

At nalları, nazar boncukları, kurutulmuş sarımsaklar… Neler koymayız ki ev girişlerine Anadolu’da. Her birinin başka bir kıymeti, başka bir masalı var. Geyik boynuzları da bizi tarihi Safranbolu evlerinde karşılıyor…

  • 28.01.2017
  • Pelin Sürmeli

Safranbolu’ya vardığınızda dikkatinizi ilk çeken şey,  konak çatılarının köşelerinden sarkıtılan geyik  boynuzları. Rivayet olunur ki geyik boynuzları haneyi kötü ruhlardan korur ve haneye şans getirirmiş. Çevre bölgelerdeki ormanlarda o dönemde çok fazla geyik bulunmasına karşın yanlış avlanmadan dolayı günümüzde geyiklerin sayısı bir hayli azalmış. Eğer bir konağın çatısında geyik boynuzu göremediyseniz üzülmeyin, giriş kapısına da bir bakın. Zira bu inanış, Safranbolu’da başınızı çevirdiğiniz her sokakta bir geyik boynuzu görebileceğiniz kadar yaygın.

 

Safranbolu evleri UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde, Osmanlı mimarisinin günümüze uzanan en güzel örneklerini temsilen yer alıyor. Ahşap konaklar genellikle iki ya da üç katlı, bol yağışlı kışa uygun dik çatılı. Günümüzde konakların büyük kısmı restore edilmiş; gelen misafirlere konaklama imkanı sunuyor.

Restore edilen konakları rahat ve geniş sedirler, el işçiliği ahşap dolaplar donatıyor. Duvarlar ise doğal motifler ve manzara resimleri ile boyanmış. Safranbolu evlerinin etkileyici özelliklerinden biri de konağın misafir ağırlanan en büyük odasının ortasında küçük süs havuzları olması.

Safranbolu’da asmanın da yeri ayrı. Konakların bahçelerinde, sokaklarda, hatta yazın kavruk güneşinden korusun diye çarşıda boydan boya asmalar yaşıyor, yaşatıyor. Öyle ki, kışın üzümleri muhafaza etmek için konakların çatı katında özel ahşap dolaplar bulunuyor. Boydan boya asmalarla kaplı olan bir diğer yer ise, Yemeniciler Çarşısı. Çarşı cumhuriyetin ilk yıllarından 1940’lara kadar aktif olarak lonca geleneğiyle ustaların üretimlerine devam ettiği zanaat yuvası. Zamanla ustaların sayısı azalıyor, dükkanlar bir bir kapanıyor ve 1970’lere gelindiğinde tamamen terk edilmiş bir hal alıyor. Safranbolu’nun yenilenme projesinin başlaması ile 1980’lerden sonra onarılıyor ve günümüzdeki canlı halini alıyor. Bugün Yemeniciler çarşısında Yemeni ustalarından kahvehanelere, ahşap hediyelikçilerden dantelcilere çeşit çeşit ürünü ile küçük, sevimli dükkanlar bulmak mümkün.

 

Siz yine de kendinizi şımartın ve buradan ayrılırken şehrin adını aldığı Safran bitkisinden hazırlanmış ürünlerden ve Safranbolu lokumundan almayı unutmayın. Unutmadan, Safranbolu’ya vardığınızda rotanızı muhakkak Turizm Danışma Bürosu’nda işinin ustası dostlarla çizin.

 

 

 

Share this post:

Similar Articles:

Türkiye'nin En Batısı: İncirburnu

Dokuz bin civarı insanı toplasak bir adaya ve hepsi birlikte Güneş’in batışını izlese… Doğu’nun sonu, Batı’nın başı. Çanakkale’nin ilçesi, Türkiye’nin en büyük adası: Gökçeada.

Read more
Bir Yadigâr: Atabarı

Bir Yadigâr: Atabarı

Koca Evliya Çelebi’nin “Kahve ikram ettiler, fincanı koyacak düz bir yer bulamadık…” diye tabir ettiği topraklar… Karagölleri dillere destan diyar, göğe komşu toprakları ile Artvin; eski adıyla Livane burası…

Read more

Bir Yolun Başı: İztuzu Plajı

Dalyan’dan bindiğiniz dolmuş teknelerle, sazlıklar arasında ve kral mezarlarını görerek yapacağınız bir yolculukla İztuzu’na doğru seyrederken, teknenizin yanında kafasını çıkaran tatlı su kaplumbağalarını görüyorsunuz. Yaz sezonunda gitgide yoğunlaşan teknelerin arasından “yine ne oluyoruz?” der gibi seyrediyorlar etrafı.

Read more