1500 Senelik Bir İstanbul Geleneği: Yedikule Bostanları

Yedikule Bostanları, bugün şehir surlarının dibinde, gözümüze küçücük görünseler de hala onlarca ailenin geçim kaynağı olmaya devam eden bin beş yüz senelik bir gelenektir aslında.

  • 14.02.2017
  • Pelin Sürmeli

Constantine'in şehri kurmasından sonra şehrin içinde başlayan bostan kültürü, Theodosius döneminde sur inşası ile bugün “tarihi yarımada” dediğimiz bölge olan surlar çevresine de yansımıştır. Bostanlar, Osmanlı döneminde de devam eden ancak günümüzde yok olmuş Samatya, Yalı ve Langa bostanları gibi mahallelerin içinde bulunurlar.

 

Günümüzde adını en sık duyduğumuz Yedikule bostanları, Bizans döneminde 300-500 bin nüfuslu şehrin tüm besin ihtiyacını karşılayacak verimdeydi. Deuil'li Odo'nun yazdığı 2. Haçlı Seferleri anılarında ise bostanlar, çeşit çeşit ve lezzetli sebzelerin yetiştiği yerler olarak övülür. Geoponika'da ise Bizans dönemi bostan kültürü ile günümüzde Yedikule Bostanlarındaki sebze ve meyve üretimindeki hayret verici benzerlik, bostanların çok önemli birer kültürel miras olduğunu bize hatırlatıyor.

 

Osmanlı döneminde ise bostan kültürü daha da kökleşir. Sultan Mehmet, İstanbul'u aldıktan sonra şehri yeniden inşa etme projeleri doğrultusunda, ele geçirdiği diğer şehirlerden bu konuda bilgili ve tecrübeli 25 bin çiftçi getirerek şehirdeki bostan kültürünü güçlendirir.

Çelebi'nin seyahatnamesinden tutun da Matrakçı'nın minyatürlerine kadar Osmanlı bostanları her yerde karşımıza çıkar. Öyle ki, her bostanın meşhur olduğu bir ürün vardır: Arnavutköy çileği, Çengelköy hıyarı, Yedikule marulu…

Yedikule bostanlarında yetişen marulun özelliği ise çevresinde yapılan dericilikten ötürü yağlı olması. Her sene mayıs ayında düzenlenen marul bayramı da, Yedikule bostanlarının binlerce yıllık kültürel mirasına sahip çıkmamız için bir çağrı, sürdürülebilir tarım içinse kalplerimize atılan bir tohumdur.

 

Şehir surları günümüzde UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde. Bostanlar ve bostan kültürü ise şehir surları var olduğu ilk günden beri onlara eşlik ediyor, surları fiziksel olarak koruyor ve surların dokusunu oluşturuyor. Bu nedenle surların çevresindeki bostanları korumak, hem fiziksel olarak surları, hem de kültürel miras olarak şehrin tarihini korumak açısında oldukça mühim. Yedikule’ye yolu düşenler unutmamalı, dünyada surlar ve bostanlarla kültürel bir bütün oluşturan iki örnek vardır yalnızca: Diyarbakır ile İstanbul.

 

Yedikule bostanları bizlerden, Cumhuriyet’ten, Osmanlı’dan ve dahi Bizans’tan önce, daha bu şehrin kurulduğu ilk günden beri vardı. Bu bostanlar, dört bir yanın betonlaştığı şu çağda çocukların şehir tarımını görebilecekleri son bir sığınak; İstanbul’un varsıl heybesinden çıkan kültür mirasına ait ferah bir durak… 

 

Bin beş yüz yıllık bostan kültürü yeni tanışlarını bekliyor, henüz yok olmadan…

 

 

 

Referanslar

Koder, J. (1995). Fresh vegatables for the capital. in Mango, C. & Dagron, G. (eds.) Constantinople and Its Hinterland. England: Ashgate Publishing Limited. pp. 49-55.

Rautman, ML. (2006). Daily Life in the Byzantine Empire. London: Greenwood Press. pp. 75-158.

Zadoks, JC. (2013). Crop Protection in Medieval Agriculture: Studies in Pre-modern Organic Agriculture. Leiden: Sidestone Press. pp. 22-53.

Share this post:

Similar Articles:

Uzundere: Bir Huzur Sığınağı

Uzundere: Bir Huzur Sığınağı

Koca Evliya Çelebi'nin “on bir ay, yirmi dokuz gün Erzurum’da kaldım, halk hâlâ yaz gelecek diyordu, amma ben görmedim…” diye hayıflandığı, buzlara tırmanılan lakin gönülleri ısıtan, Karadeniz'in yamacında bir huzur sığınağı burası: Uzundere.

Read more
Tohumdan Hasata Bir Anadolu Öyküsü: Ekmek

Tohumdan Hasata Bir Anadolu Öyküsü: Ekmek

Sofralarımızın vazgeçilmezi belli başlı hasletlerimizden olarak gördüğümüz, o olmasa karnımızın doymadığı ekmek, eski çağlardan beri topraklarımızın demirbaşı.

Read more
Binyıllar Öncesinden Bugüne Çatalhöyük

Binyıllar Öncesinden Bugüne Çatalhöyük

Bundan 9400 sene önce yaşasaydınız gözlerinizi nasıl bir güne açardınız? Bunu hafızada canlandırmak zor olsa da, Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde 25 Ekim'e kadar sürecek olan Çatalhöyük sergisinde, sanal gerçeklik gözlükleri ile 9400 yıl öncesinin günbatımını izlemek ve boynuzlarla dekore edilen Çatalhöyük evlerinin içinde yemek yemek mümkün!

Read more