Assos’un Et Yiyicileri: Sarcophagi

Kireç taşından bir lahit içine konan ölü bedenlerin birkaç hafta içinde yok olması bir Antik Yunan büyüsü mü? Yoksa pagan tanrıların bir oyunu mu? Peki ya ölü yiyiciler?

  • 23.02.2017
  • Pelin Sürmeli

Her ne kadar kulağa bir korku romanı kahramanı gibi gelse de “et yiyici” aslında lahit sözcüğünün antik dönemlerden kalma anlamı. Sarcophagus, ya da çoğul adı ile sarcophagi, Yunancada “et yiyen” anlamına geliyor. Bunun sebebi ise, ölü bedenin koyulduğu lahdin kireç taşı olması ve organik materyallerden oluşan bedenlerimizi haftalar içerisinde ayrıştırıp yok edebilmesi.

 

Günümüzde sanat tarihinde dünya literatürüne geçmiş “Sarcaphogus” kelimesinin kökeni, Çanakkale’deki Assos Antik kentine dayanıyor.

 

Truva bölgesi olarak anılan, antik Truva kentinden İda Dağları eteklerine kadar uzanan bölgedeki kireç taşı bolluğu, o dönemdeki lahitlerin ana malzemesi haline geliyor. Kireç taşının kolay oyulması ve lahdin dekorasyonuna olanak sağlaması da kullanımını yaygınlaştırıyor. Kireç taşının kimyasal özelliği ile et yiyen bir gizemli kutuya dönüşen lahitler, asırlardır bu adla anılıyor.

 

İsim anası antik kent Assos, günümüzde “ölüler kenti” anlamına gelen nekropolünü, yani kabristanını ziyaretçilere açıyor. Assos’a vardığınızda eski Osmanlı evleriyle çevrili ara sokaklardan tepeye çıkıp Athena Tapınağı’nın harabelerine ulaşıyorsunuz. Size karşılayan çivit mavisi Kuzey Ege denizi, ayaklarınızın altına antik tiyatro ve nekropolü seriyor. Işte tam bu noktada, ayaklarınızın altında uzanan sarcaphogusların tüyler ürpertici hikayesini bir anda unutup, tam karşınızda duran Lesbos/Midilli adasının heybetine dalıp gidiyorsunuz. Assos, Hades’in hükmettiği ölüler diyarının karanlık lahitlerinden koparıp, baharın ışıltılı mavisini gözlerinizin önüne seriyor…

 

 

Share this post:

Similar Articles:

Cinnah 19

Cinnah 19

Bakmasını bilen gözlerin karşısına sürekli güzellikler çıkartan bir şehir Ankara… Çıkmaz bir sokak, ferah bir teras, sarmaşıklı bir duvar; bir anda insanın karşısına çıkar, yüzünü gülümsetir. Çoğu zaman da arkasında büyük hikâyeler taşıyan yerlerdir bunlar üstelik. Merhum bir devlet adamının evi, eski bir sefaret bahçesi, yakın tarihin ilk’lerinin yaşandığı bir balo salonu.

Read more

Beykoz Kundura Fabrikası

İstanbul Boğazı gerdanlığının emektar incisi, geç Osmanlı dönemi dericiliğinin öncüsü, 1855 Paris Uluslararası Sergisi'nde memleketin medarı iftiharı, 1877 Viyana Uluslararası Fuarı'nın altın madalyalı imalathanesi, Cumhuriyet devri Sümerbankı'nın muteber üretim mekanı: Beykoz Kundura Fabrikası.

Read more
Türk-İslam Mimarisinin İncisi: Kızıl Minare

Türk-İslam Mimarisinin İncisi: Kızıl Minare

Somuncu Babası, kiliseleri, camileri, Ihlara Vadisi, kervansarayları, hanları, Hasan Dağı, kaplıcaları, höyükleri, evliyaları bir yana, Kızıl Minaresi bir yana şu tarçın renkli şehr-i Aksaray'ın.

Read more