Girizgah

Yazıhane'den merhaba...

  • 13.11.2016
  • Berkin Şafak Şener

Söze başlamaya en çok martılar teşnedir şu dünyada. Duraksamadan, ikilemeden meramlarını anlatır, basarlar kahkahayı körfezlere doğru. Olası insanlığımız kadar samimi, dost meclisleri kadar senlibenlidir martılar. Yazıhanenin pervazına teklifsizce konup çığlık koparan martıların aksisedasıdır bu mecradaki yazılar. Onlar ki bütün bir şehri anlatır. İnsanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla

Şehrin kaldırımlarını mutedil bir hevesle arşınlayacak bu sayfalar. Hem siyaha, hem beyaza olanca gerçekliğiyle değinecek. Belki de bundan ötürü insan ile başlayacak söze. Hani şu dünyada şarkılar misali yaşayan, yıkan ve yaratan insan…

Baharın girizgâhı İstanbul erguvanları kadar iddialı değil sözümüz belki. Şaşkın martılarla da aşık atacak değil kalemimiz. Ferah bir meltem olsa yeter bu satırlar kadim çarşılardan içeri. Emekhanelere bir nefes, bir ışık, bir merhaba belki.

Sözümüz öz, kalemimiz sarih olacak; penceremiz işleyen ve ışıldayan mekanlara açılacak bu mecrada. Kültüre, emeğe ve zanaate değgin yazacak, üretecek ve duyuracağız. İnsanla başlayan yolculuk makamlarla sürecek, yaz sıcağında ferahfeza duyacak, memleketi duyumsayacağız. Çarşılardan sokaklara, Anadolu’dan İstanbul’a uzanacak satırlar, sesler ve görüntüler. Kapı herkese açık kalacak sonra. Hatra düştüğümüzde, sizden yazıhaneye akacak görüp işittiğiniz anlar. Hasılı bir harmanyeri bu mecra. İzimiz de sözümüz de ortak ve candan. Nihayetinde her şey,

“Sizin için, insan kardeşlerim,

Her şey sizin için;

Gece de sizin için, gündüz de;

Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;

Ay ışığında yapraklar;

Yapraklarda merak;

Yapraklarda akıl;

Gün ışığında binbir yeşil;

Sarılar da sizin için, pembeler de;

Tenin avuca değişi,

Sıcaklığı,

Yumuşaklığı;

Yatıştaki rahatlık;

Merhabalar sizin için

…”

Orhan Veli Kanık

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

İstanbul’un Mistik Yüzü

İstanbul’un Mistik Yüzü

İstanbul’un envai çeşit mistik mekanından biri de şehrin denize en yakın ve en yüksek tepesi olan “Yuşa”dır. Yuşa Tepesi, büyüleyici manzarasıyla olduğu kadar, manevi havasıyla da özel bir konuma sahiptir. Tepenin kutsiyeti, üzerinde antik çağda adına yapılan bir tapınağın bulunduğu, “İyi Rüzgarlar Efendisi Ourios”a kadar dayandırılmaktadır.

Devamını Oku

İstanbul’un Göbeğinde Bir Anadolu Kasabası

“İstanbul’un göbeğinde bir Anadolu kasabasında yaşıyor gibi hissediyorum…” diyerek heyecanla anlatıyor Suna Hanım. Anadolu kasabasından kastı ise; herkesin birbirini tanıdığı, selamlaştığı, yardımlaştığı, bir ve beraber olduğu mekan: Kuzguncuk.

Devamını Oku

Beykoz Kundura Fabrikası

İstanbul Boğazı gerdanlığının emektar incisi, geç Osmanlı dönemi dericiliğinin öncüsü, 1855 Paris Uluslararası Sergisi'nde memleketin medarı iftiharı, 1877 Viyana Uluslararası Fuarı'nın altın madalyalı imalathanesi, Cumhuriyet devri Sümerbankı'nın muteber üretim mekanı: Beykoz Kundura Fabrikası.

Devamını Oku