İskilip’ten

Kadir Tahtacı'nın objektifinden İskilip'e yürek dolusu bir bakış.

  • 14.11.2016
  • Emre Bostancı

“ağlama anne benim icin ağlama
ben de herkes kadar yandım
sen ne olur çocukluğumu sakla
tek kalan bu elimde avucumda…”

Sezen Aksu

Ağladıkça yeşermeyen dağlara, sonbahar damlayan damlara, durana yürüyene, “dağlar, insanlar hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir barıştır” diyebilene ve her sabah acısını süpürmek için kapısını açan analara İskilip’ten bin selam ile!..

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Sille: Ustaları Kadar Kadim

Sille: Ustaları Kadar Kadim

Ölümün kıyısından dönüp tekrardan canlanan yaşlı bir dede gibi Sille. İnsanoğlunun çok eski şahitlerinden, dostlarından biri. Dünya’nın en eski kilisesilerinden Aya Eleni’yi barındıran bir köy. Köyle ilgili eski olan tek şey yapıları değil, bağrını açıp yetiştirdiği ustaları.

Devamını Oku
Sanatın Köyü Bademler

Sanatın Köyü Bademler

Bir köy düşünün tiyatrosu, kütüphanesi olsun. Üstelik bir oyuncak müzesine de sahip olsun. Halkının sıcakkanlılığını görünce “neden daha önce gelmemişim ki” diye hayıflansın insan.

Devamını Oku
Fatih’te Hassas bir Atölye

Fatih’te Hassas bir Atölye

Hassas döküm heykel ustası Gıyasettin Gelir 25 yıldır bu mesleği icra ediyor. Mum ve kauçuk maddeler kullanılarak kalıp çıkarıyor ve çıkardığı kalıplara altın, gümüş ve bronz gibi madenler dökülerek içi boş heykeller ve gereçler üretiyor. İstanbul Fatih’teki emektar atölyesinde altı çalışanıyla birlikte diğer atölyelere ve mağazalara heykeller, hassas kapı kolları, çaydanlık parçaları gibi hassas ürünler sunuyor. Mum döküm ustası Gıyasettin Gelir’in sırrı, zanaatinin zarafetinde saklı.

Devamını Oku