Ahmet Dayı

İskilipli Ahmet Dayı... Emre Bostancı'nın objektifinden...

  • 13.11.2016
  • Emre Bostancı

Ahmet Dayı. Yörede bilinen adıyla “toka”. Neden bu lakabın takıldığını sorduğumuzda, “Kırköy’de bir çoban vardı; ona derlerdi. O öldü; koyunlar çocuklarına, adı bana miras kaldı” diyor. Yaşı yetmişi aşkın, beş kardeşin en büyüğü. Kendini bildiğinden beri çobanlık yapmakta ve bırakmak gibi bir niyeti de yok.

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

İstanbul’da Bir Kabak Kemane Ustası

İstanbul’da Bir Kabak Kemane Ustası

 İstanbul’un karmaşasının orta yerinde, Mecidiyeköy’de yükseliyor müzik sesleri ’89 Manisa doğumlu genç usta, müzisyen Ruşen Can Acet’in ellerinden. Bütün engelleri aşıp evinde kurduğu atölyesine girince ortada ciddi bir çalışma olduğunu görüyoruz, hayranlığımız daha da artıyor.

Devamını Oku
Bizi Biz Yapandan Bizi Bir Yapana

Bizi Biz Yapandan Bizi Bir Yapana

“Burada dört katman var: Bir, Doğu yaratıcılığının en eski hünerleri, güzel şeyler; iki, eskiden ‘sanayi’ denilen lonca düzeninin eski ve en seçme eserleri; üç, en yeni teknoloji ve isteklere göre üretilen tasarımlar; dört, gelmiş geçmiş tarih boyunca en değerli hammaddeler; altın, gümüş, elmas ve benzerleri”*

Devamını Oku
Türk-İslam Mimarisinin İncisi: Kızıl Minare

Türk-İslam Mimarisinin İncisi: Kızıl Minare

Somuncu Babası, kiliseleri, camileri, Ihlara Vadisi, kervansarayları, hanları, Hasan Dağı, kaplıcaları, höyükleri, evliyaları bir yana, Kızıl Minaresi bir yana şu tarçın renkli şehr-i Aksaray'ın.

Devamını Oku