Falezlerin Üzerindeki Tarih: Antalya Kaleiçi

Bergama krallığı, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına ev sahipliği yapmış, tarihi dar sokakları, restore edilmiş şirin mi şirin evleriyle yılın her ayı gezginleri görebileceğiniz, sokakları denize açılan, falezlerin üzerine kurulmuş bir güzellik abidesi: Antalya Kaleiçi.

  • 28.02.2017
  • Buse Sayla

Bir sokağa girmekle şehrin onca hengamesinden arınmak mümkün mü? Kaleiçinde mümkün. Burası öyle bir yer ki kaybolmaktan zevk alıyorsunuz sonu maviliklere açılan sokaklarında. Farklı uygarlıkların günümüz Antalyası’na bıraktığı kalıtların koruma altına alınması amacıyla UNESCO Dünya Kültür Mirası olarak tanınmak için geçen yıl başvuruldu.

 

“Pamphylia bölgesi sınırları içinde bulunan ve erken Helenistik dönemde küçük bir yerleşim yeri olduğu düşünülen Kaleiçi, M.Ö. 2. yüzyılda Anadolu’nun o dönemdeki en güçlü kralı olan Bergama kralı II. Attalos Philadelphos’un bölgeye hâkim olmasıyla Attaleia adını aldı ve günümüzdeki sur duvarlarının sınırlarına ulaşan şehir görünümünü kazandı. II. Attalos’un Akdeniz ticaretinde faal bir konumda olmak için kurduğu liman şehri antik çağlar boyunca Doğu Akdeniz bölgesinin en önemli liman şehirlerinden biri oldu.”*

Roma imparatoru Hadrianus’un şehri ziyareti onuruna inşa edilmiş olan Hadrian kapısı, yani üç kapılar, heybetli görünümüyle tarihi kaleiçine girişte sizi selamlar. Bu kapıya modern şehir hayatından tarihe geçişin kapısıdır da denebilir.

Bizans İmparatorluğu ve Selçuklu Devleti arasında yaşanan çekişmelerde Kaleiçi de nasibini almış.

 

“1207’de Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından kesin olarak ele geçirildi. Antalya’nın Selçukluların hâkimiyetine geçmesinden sonra şehir; sosyal, idari ve fiziksel olarak köklü değişikliklere sahne oldu. Bu dönemde de deniz ticaretindeki önemini sürdüren Antalya, Selçuklu devletinin en önemli şehirleri arasında yer aldı. Selçukluların şehrin hâkimiyetini ele geçirmelerinden sonra Kaleiçi, yoğun bir inşa ve yeniden yapılanma sürecine girdi. Selçuklu sanatının ve mimarisinin en seçkin örneklerini temsil eden camii, medrese, türbe ve kuleler bu dönemde inşa edildi. Bu dönemde ayrıca Bizans zamanında yapılmış olan bazı kiliseler camiye dönüştürüldü.  Antalya’nın simgelerinden olan ve Selçuklu mimari eserlerinin en seçkin örnekleri arasında yer alan Yivli Minare bu dönemde yapıldı. Karatay Medresesi ve Ahi Yusuf Camii gibi yapılar da Selçuklu döneminin ürünleri idi.”*

 

Ondokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda iç ve dış göçlerin yaşanması ve sık çıkan yangınlar sebebiyle kent ziyadesiyle harap olmuş, surları yıkılmıştır. Rumların şehri terk etmesi, Selanik ve Kıbrıs’tan gelen göçmenlerin izlerini, evlerin mimarileri hala taşımaktadır. Ellili yıllarda da Kaleiçi’nde yaşayan son fertler ekonomik sebeplerden ötürü büyük şehirlere göç etmişleridir.

 

Binlerce yıl tarihe tanıklık eden, uygarlıklara ev sahipliği yapan Antalya’nın göz bebeği Kaleiçi çeşitli tahribat geçirse de güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeden yaşıyor, yaşatıyor. Tarihi Kaleiçi konak otelleri misafirliğe, sokaklar da gezginleri anılar içinde bir serüvene davet ediyor. Antalya, deniz, kum ve güneşten şüphesiz daha fazlası. Kaleiçi ise sırrını yalnız keşfedenlere fısıldıyor!..

 

 

*Kaynak: http://cicekacan.antalya.bel.tr/antalya-tarihi 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Kuşlar da Gitti

Kuşlar da Gitti

Bir divan şiiri olur kuşlar, âşık olurlar ve sevgilinin saçları gibi dolanırlar bir camiye. Hem gül hem bülbül… Avlularda dönerler pervane misali. Dönerler de bir yere konamazlar. Yüzyıllardır kondukları ağaçları, evleri, duyguları yerlerinde bulamazlar. Bulduklarında da istenmezler. Bu ülkede bir çingenedir kuşlar, camiler de dâhil.

Devamını Oku

Yeşil Dağların Arasından Yükselen Tarih: Kurul Kayası

Karadeniz… Yeşilin hangi tonunu azıcık eşeleseniz doğal güzellikle harmanlanmış tarihin ortaya çıktığı bir güzel memleket burası. Havası, suyu ve yeşiliyle görenin ömrünü uzatan güzelliklerle dolu.

Devamını Oku

Bir Yolun Başı: İztuzu Plajı

Dalyan’dan bindiğiniz dolmuş teknelerle, sazlıklar arasında ve kral mezarlarını görerek yapacağınız bir yolculukla İztuzu’na doğru seyrederken, teknenizin yanında kafasını çıkaran tatlı su kaplumbağalarını görüyorsunuz. Yaz sezonunda gitgide yoğunlaşan teknelerin arasından “yine ne oluyoruz?” der gibi seyrediyorlar etrafı.

Devamını Oku