İftardan Sonrası Kadayıf Dolması

Cevizli kadayıf dolmasının adı anıldığında akla hayale Erzurum’un mükellef Ramazan sofraları gelir. Üç yüz seneden beri misafirlerin, dost meclislerinin vazgeçilmez tatlısı olmuş, her geçen gün lezzetlenmiş bu mutfak mirası.

  • 12.03.2017
  • Emelcan Pehlivan

Tel kadayıf, ceviz ya da fındık içi, yumurta, sıvı yağ, şeker ve limondan ibaret bu şöhreti şehirleri, lezzeti damakları fetheden tatlı. İmalathanesine içten bir merhaba ile buyur edildiğimiz Erzurumlu Kadayıfçı Muammer Usta’ya göre ise bu işin hikayesi maharetli bir mutfaktan başlıyor.

 

“Ben mesleğe 8 yaşında merhaba dedim. Başlayalı neredeyse 30 yılı devirdim. Üç dört masalı küçük bir lokantada bulaşık yıkayarak başladım. Ramazan gelince ustam benden yaklaşık bir kilo kadayıf dolması yapmamı isterdi. İşimi yapmaktan memnun olurdum. İftar telaşesi ile koşuşturan misafirlerimize kadayıfı ikram etmek için sabırsızlanırdım. Hatta unutmam o küçük lokantaya rahmetli Barış Manço gelmişti. Erzurum’a has bir şey isteyince derhal kendisine kadayıf dolmamdan ikram etmiştim. Çok beğenmiş olacak ki ‘neden bu işi sen yapmıyorsun?’ demişti. Barış Beyin nasihatinden etkilenip 15 yıl lokantada çalışıp kendi işimi kurdum.”

 

"Neden bu tatlı sadece Ramazanda çıkıyor diye düşünüp kadayıfı sürekli üretme kararı aldım. Lokantayı da bırakıp sadece tatlı işine girdim. Büyük emekler sonucunda işimizde başarılı olduk."

 

Peki çocuklarınız bu işi yapmak istiyor mu diye sorduğumuz zaman ise ufaktan gülümseyerek:

 

“Ben çocuklarıma bulaşık yıkattırıyorum, temizlik yaptırıyorum . İşin mutfağında olmayan kişi başarılı olamaz benim gözümde. Hangi işi yaparsa yapsın mesleğini sevecek. Kadayıf dolması sadece Ramazan aylarında çıkan bir tatlı iken şimdilerde her gün tüketilen, farklı illere bile gönderdiğimiz bir tatlı haline geldi. Nasıl başardın diye sorarsanız cevabım şu  olur: işimi seviyorum ve her sabah ilk günkü heyecanla işime geliyorum.”

 

Muammer Usta’ya göre kadayıf ustalığının önü açık, Erzurum’da genç ustalar yetişiyor.

 

“Ustalarımızdan ve çalışma arkadaşlarımdan istediğim tek bir şey var. Ne iş olursa olsun severek, emek vererek, en önemlisi sabırla yapın. Biz rızkın Allah’tan geldiğini biliyoruz. Kimsenin parası kimsenin cebinde değil. O yüzden daima kalitemizi korumalıyız.”

 

Her zahmetin bir mükafatı vardır: asırların mirasından tatmak için yolları arşınlamalı, dadaşlar diyarına varmalı!..

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Kızlarağası Hanı

Kızlarağası Hanı

İzmir'in meşhuru, çarşının kıdemlisi, yorgun gezginin bir acı kahvesidir Kızlarağası Hanı. Gelen geçer, gezgin uğrar, oysa Han asırların hatıratını durup dinleyene saklar...

Devamını Oku
Bir Ömür, Bir Meslek: Nihat Usta

Bir Ömür, Bir Meslek: Nihat Usta

Ustalar, mesleklerini yıllara hatta çoğun bir ömre sığdırırlar. Erzurum’un merkezinde bir merdiven altında 68 yılını alın teriyle besleyen Nihat Usta’nın hikayesi sekiz yaşında çıraklıkla başlıyor.

Devamını Oku

İstanbul’un Göbeğinde Bir Anadolu Kasabası

“İstanbul’un göbeğinde bir Anadolu kasabasında yaşıyor gibi hissediyorum…” diyerek heyecanla anlatıyor Suna Hanım. Anadolu kasabasından kastı ise; herkesin birbirini tanıdığı, selamlaştığı, yardımlaştığı, bir ve beraber olduğu mekan: Kuzguncuk.

Devamını Oku