Bir Şehir Silueti

Bir sabah gözlerinizi açsanız, yeni doğan parıl parıl güneş odanızı aydınlatsın diye perdelerinizi aralasanız ve yüzyıllar öncesinde uyandığınızı fark etseniz neler hissederdiniz? Peki ya günümüzde Antep’in eski şehir meydanlarının birinde durup gökyüzüne baktığınızda aynı şeyi hissedebilseniz?

  • 24.04.2017
  • Pelin Sürmeli

"Handan Bey Camii Minaresi" by Veyis Polat // CC BY

Tüyler ürpertici güzellikte bir gökyüzü silueti ile Antep minareleri bizi bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Öyle ki, eski şehrin hanlarının altında mağaralar birbirine bağlanır, bütün şehir yer altından dolaşılır derler. Kaldığımız hanın şarap mahzenine indiğimizde bu efsanenin doğruluğunu kendi gözlerimizle görüyoruz nitekim. Roma döneminde mezar olarak kullanılmış oyuklar ve mağara merdivenleri, modern yapılanmalar birbirinden ayrılmış suni bir duvar ile "komşu" sınırlarını belirliyor mağaranın.

Şehirlerin tarihlerinin yer altında gizlenmeleri alışık olduğumuz bir durum. Antep’in büyüleyen yanı ise geçmişini gökyüzünde saklaması.

Yüzyıllar birbirini kovalayıp modern zamanlara gelindiğinde, şehirlerin eski yerleşim bölgelerindeki yapılaşmalar kendilerini yenilemeye, eski şehir sınırlarının çevresindeki yapılar ise yükselmeye başlar. Bu nedenledir ki şehirlerin eski yerleşim yerleri, modern yapıların arasında sıkışıp kalır, bir fanus gibi kendini korumaya çalışır. Şehir siluetlerine apartmanların yüksek katları ve elektrik direkleri karışır. Antep’in büyüleyiciliği ise burada gün yüzüne çıkar. Çarşı meydanlarında, sokak başlarında ya da birbirinden zengin hanların avlularında yüzünüzü gökyüzüne çevirdiğiniz an görebileceğiniz tek şey, muhteşem taş oymaları ve mavi çini boncuklarıyla Antep minareleridir.

 

Mimari açıdan Anadolu’nun güneydoğusuna has taş oymalarıyla süslü minareler, en eskisi 1210 yılına uzanan zengin tarihin ışığında, bambaşka kültürlerin imzasını taşır. Yüzünüzü gökyüzüne çevirdiğinizde size Selçuk mirası mukarnaslarla bezeli minareler karşılar. Memluk Döneminden kalma camiler ise zengin taş oymacılığı ve ahşap yapılarıyla size zamanda yolculuk vadeder. Masmavi gökyüzünün üzerine dantel gibi işlenmiş minareleri ile Antep, gezginleri özgün bir gökkubbe seyrine davet ediyor.

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Bir Yadigâr: Atabarı

Bir Yadigâr: Atabarı

Koca Evliya Çelebi’nin “Kahve ikram ettiler, fincanı koyacak düz bir yer bulamadık…” diye tabir ettiği topraklar… Karagölleri dillere destan diyar, göğe komşu toprakları ile Artvin; eski adıyla Livane burası…

Devamını Oku
Yılanlı Sütun ve Delfi Kahini

Yılanlı Sütun ve Delfi Kahini

Sultanahmet Meydanı’na bir dahaki gidişinizde, Antik İstanbul Hipodromu’nun tam üzerinde durduğunuzu hatırlayın ve Delfi Kahini’nin üzerine oturup Apollo ile konuştuğu yılanlı sütunun yanı başınızda olduğuna dikkat edin!..

Devamını Oku
Uzundere: Bir Huzur Sığınağı

Uzundere: Bir Huzur Sığınağı

Koca Evliya Çelebi'nin “on bir ay, yirmi dokuz gün Erzurum’da kaldım, halk hâlâ yaz gelecek diyordu, amma ben görmedim…” diye hayıflandığı, buzlara tırmanılan lakin gönülleri ısıtan, Karadeniz'in yamacında bir huzur sığınağı burası: Uzundere.

Devamını Oku