Bir Yadigâr: Atabarı

Koca Evliya Çelebi’nin “Kahve ikram ettiler, fincanı koyacak düz bir yer bulamadık…” diye tabir ettiği topraklar… Karagölleri dillere destan diyar, göğe komşu toprakları ile Artvin; eski adıyla Livane burası…

  • 27.04.2017
  • Ümmühan Özcan

Doğu Karadeniz’de insan elinin henüz çok az değdiği, görenleri büyüleyen bir coğrafyaya kucak açan, kartpostallardan fırlamış gibi insanı cezbeden bir görüntü… Hopa’dan Yusufeli’ne, Şavşat’tan Arhavi’ye, Ardanuç’tan Murgul’a ve Borçka’ya kadar hepsi ayrı ayrı renkte, aynı lambanın ışığı altında öyle güzel ahenk oluşturmakta ki görenlerin hayran olmaması elde değil buranın insanlarına.

 

“İnsan yaşadığı yere benzer. O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer. Suyunda yüzen balığa toprağını iten çiçeğe dağlarının tepelerinin dumanlı eğimine…’’ der şair. Sahi öyle değil midir? Yaşadığımız yerler şekil verir insanın mizacına . Karadeniz’in doğusunda yer alan Artvin de Çoruh gibi sert ve hırçın; Kaçkarlar gibi heybetli ve dimdik, ulu bulutları gibi ulaşılmaz, ama yakınına geldiğinizde benliği sarmalayacak kadar sıcak… Dışarlıklıları öyle bir sahiplenir ki Artvinliler, dört bir yana dağılmış, gurbet tatmış insanı da aslını hiçbir zaman kaybetmez olur.

 

Mücadeleyi seven, atik ve çalışkan Artvin, Karadeniz’de doğu ile Kafkasları buluşturur, tanıştırır. Halk oyunlarındaki sertlik ve çabukluk, bu canı tez coğrafyanın kültürel izidir adeta: Cilveloy, Kobak,  Koçari, Düz horon, Deli horon, Sol ayak, Uzundere, Hemşin ve meşhur Atabarı.

Bar oyunu Kuzeydoğu Anadolu’da Erzurum, Kars, Ardahan, Bayburt, Gümüşhane, Erzincan, Artvin gibi illerimizde oynanagelir. Aslen Artvin’de davul, zurna, tulum, akordeon eşliğinde oynanan oyun Artvin barı adıyla bilinirdi. Bu oyun 1936’dan bu yana Atabarı olarak bellendi ve Artvin ile özdeşleşti.

"Bahçası var, bağı var,

Ayvası var, narı var,

Atamızdan yadigâr,

Bizde Atabarı var!"

 

Söylence odur ki Balkan Oyunları Festivali’ne katılan Artvin halk oyunları ekibinin Artvin Barı’nı coşkuyla izleyen Atatürk oyuna eşlik eder. Bunun üzerine Artvinliler oyunun adını Atabarı olarak değiştirir. Buna ithafen “Atamızdan yadigâr, bizde Atabarı var!” denir.

 

"Atabaridur bari

Bahçada gördüm yâri

Seslendim ses vermadi

Ağladı zarı zarı"

 

Atabarı, buradaki, kayak merkezine de adını vermiştir. Artvin sadece doğa turizmi ile değil, kış turizmi ile de gelişmekte. Kafkasör boğa güreşleri ile ünlenen Artvin, Kafkas arı ırkının anavatanı yaylaları, Macahel yani Camili yöresi biyosfer rezerv alanı ile Türkiye’nin biricik doğal hazinelerinden.

 

Camisi, kilisesi ve manastırlarıyla, bitkisi, hayvanı ve doğasıyla, güz ve bahar yapraklarıyla, hasılı insanı, kavgası ve rüzgarıyla hayat ikliminin dört mevsimine tanıklık eder bu eşsiz coğrafya… Kimi çay biçer, kimi zeytin toplar, kimi göçmen kuşları izler, kimi yerden göğe kadar hayatını satırlara nakşeder. Anadolu’nun yaşam mahzenidir bu diyar bir bakıma…

 

Borçka Karagöl, Şavşat Karagöl’ü gezmeden, sonbaharda renk cümbüşüne tanıklık etmeden, Yusufeli İşhan ve Barhal Kiliselerini, Macahel çevresini görmeden, Festivallere katılmadan, Rafting, kano ve doğa yürüyüşü yapmadan ve her şeyden önemlisi Artvin insanı ile hasbihal etmeden kesinlikle dönmeyin bu coğrafyadan.

 

Bir de Livaneli mırıldanın sessizce, kuşlar duyar gibi…

 

"Memleket mi yıldızlar mı?

Gençliğim mi daha uzak?

Kayınların arasında.

Bir pencere sarı sıcak…"

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

İstanbul’un Göbeğinde Bir Anadolu Kasabası

“İstanbul’un göbeğinde bir Anadolu kasabasında yaşıyor gibi hissediyorum…” diyerek heyecanla anlatıyor Suna Hanım. Anadolu kasabasından kastı ise; herkesin birbirini tanıdığı, selamlaştığı, yardımlaştığı, bir ve beraber olduğu mekan: Kuzguncuk.

Devamını Oku
Taşhan'daki Kuzguni Sır

Taşhan'daki Kuzguni Sır

Şehir merkezindeki tarihi Rüstem Paşa Kervansarayı’na girdiğinizde adeta gözleri kamaşır insanın. O kuzguni, parlak siyah taş ne çok şekle girmiştir: zarif kolyeler, sevginin ve sadakatin temsili yüzükler, her tanesinde inanç harlayan tespihler...

Devamını Oku

Galata’dan

Şehrin görmüş geçirmiş yüzüdür Galata. Yolcu ile hancıyı, haklı ile haksızı, sâki ile garsonu ayırt edendir o. Yokuşlara vuranların derdini, sokak kedilerinin sıkılgan nefesini, kaldırımların ağlamaklı taşlarını bilir, bildirir Galata.

Devamını Oku