Boğaziçinin Süsü: Erguvan

Her sabah telaşlı bir kuyruk oluşur Eminönü İskelesi’nde. Az sonra hareket edip İstanbul Boğazı’nı arşınlayacak vapurda en güzel yeri kapmak içindir bu telaş. Baharın ilk zamanları ise hele, Boğaziçi en güzel süsünü giyinmiş bekliyor olur sizi.

  • 08.05.2017
  • Cihan Yörükoğlu

Bu süs, erguvan ağacıdır… Bizans’tan beri şehrin simgesi, bugün ihmal edilmişliğin burukluğuyla karşılar sizi. Oysa gücün simgesi olagelmiştir erguvan. Geçiciliğine ve narinliğine rağmen, yahut belki de tam bu yüzden… Bizans döneminde erguvani renk, statü sembolü sayılmış, erguvani cüppeleri imparatordan başkalarının giymesi yasaklanmıştır. Söylence odur ki Bizans’ın İstanbul’a en görkemli armağanı Ayasofya, bugüne solgun ulaşan o rengini erguvandan almıştır.

 

Eminönü’nden hareket eder vapur; Üsküdar ve Beşiktaş’a uğrayıp yolcularını aldıktan sonra Boğaz’a girer… Şirket-i Hayriye çatısı altında, 1851 yılından beri yapılır bu seferler. O devrin ulaşım amaçlı Boğaz yolculukları, bugün gezginlere hitap eder.

 

Şirket-i Hayriye kurulup Boğaziçi’ne vapur seferleri başlayınca, bugünün plansız mahallelerine dönüşmüş olan Boğaz köylerine iskeleler yapılır. Bu iskelelerin bir kısmı sahil yollarına kurban verilir, kimisi büsbütün kara içinde kalır, kimi iskeleler ise yerlerini yenilerine bırakıp tamamen kaybolur. Cumhuriyet döneminden itibaren bu köyler şehir hayatına katılmaya başlar ve karayolu ile de birbirine bağlanır. Sonrası malum: seferler yavaş yavaş azalır, neyse ki tamamen bitmez. İstanbul’un kuğuları vapurlar, Boğaziçi’nde salınmaya devam eder...

Fakat şehir acımasızca ilerler. Zaman erguvanları kayırmaz elbette, boğaz yamaçları seyrekleşir. Oysa bugün, Bizans’tan İstanbul’a iki canlı yadigar kalmıştır: Erguvan ve yunuslar…

Erguvanlar, en heyecan verici görüntüsünü Hisar’da sunar bence. Surların ve yemyeşil ağaçların arasından, kendi renkleriyle seyrederler Boğaziçi’ni. Kimi zaman bir yalının duvarının önüne süs olurlar, kimi zaman yolun kenarından gösterirler kendilerini. Kuzeye, kavaklara yaklaştıkça belirsizleşirler, Tarabya’dan sonra nadiren görülürler. Baharın ilk sıcağıyla birlikte bir telaş açıp, hızla dökerek çiçeklerini çıkarlar hayatımızdan.

 

Rivayet odur ki İsa’nın havarilerinden Yahuda İskaryot, İsa’nın yerini Romalılara söyler ve çarmıha gerilmesine sebep olur. Lakin ihanetinin ağırlığına dayanamaz, yaşadığı pişmanlığı taşıyamaz ve çözümü ölümde arar. Kendini bir erguvan ağacına asarak intihar eder. İşte o an, erguvan ağacının beyaz olan çiçekleri şahit olduğu bu büyük ihanetin utancından erguvani pembeye dönüşür.

 

Söylencelerin hükmüne, resmi İstanbul'un lalelerine inat, İstanbulluların gönlünde erguvanın yeri sabittir. Boğaziçi'ne onun kadar yakışan başka bir renk gelmemiştir.

 

 

 

 

 

Kaynaklar:

İstanbul Modern, Liman Sergisi, İstanbul, 28 Ocak-4 Haziran 2017.

Yola Çıkmalı, Şehir Deniz Liman, 25 Mart 2017.  

Salim Aydın, İstanbul Erguvanları, 17 Şubat 2013.

Saffet Emre Tonguç, İstanbul'un En İyi 12 Erguvan Noktası, 3 Mayıs 2015.

İstanbul'un Rengi Erguvan, TRT Türk, Prod. İlbars Yapım, Yön. Tunahan İlbars, Ses. Mehmet Atay, 2015.

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Bir Sesleniş Olarak Tibeti Kilisesi

Bir Sesleniş Olarak Tibeti Kilisesi

O güzel kiliseler, "o güzel atlara binip gittiler". Ve biz harabelere kaldık.

Devamını Oku

Bir Yolun Başı: İztuzu Plajı

Dalyan’dan bindiğiniz dolmuş teknelerle, sazlıklar arasında ve kral mezarlarını görerek yapacağınız bir yolculukla İztuzu’na doğru seyrederken, teknenizin yanında kafasını çıkaran tatlı su kaplumbağalarını görüyorsunuz. Yaz sezonunda gitgide yoğunlaşan teknelerin arasından “yine ne oluyoruz?” der gibi seyrediyorlar etrafı.

Devamını Oku
Ebru Teknesinin Dümeninde Bir Usta: Necmeddin Okyay

Ebru Teknesinin Dümeninde Bir Usta: Necmeddin Okyay

Uzak Asya'nın kadim limanlarından demir alıp Anadolu kıyılarına varan bir sebat teknesi. Suya biçim, gönüle gönenç veren bir yolculuk. Dümeninde Necmeddin Okyay...

Devamını Oku