Konya'nın Asili: Lale

Konya, yani diyar-ı Mevlana! Selçuklulara başkentlik yapmış, her sokağında tarihi mirası omuzlayan, engin Anadolu’nun ortasında uçsuz bucaksız Konya Ovası burası. Çatalhöyük’ü ile dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan, tarihin, dinin, efsanelerin diyarı...

  • 24.05.2017
  • Ümmühan Özcan Tan

Fotoğraf: Ece Güzel

Fotoğraf: Ece Güzel

Fotoğraf: Ece Güzel

Fotoğraf tutkunlarının gözde mekanlarından biri de şüphesiz lale bahçeleri. İç Anadolu bozkırlarına renk veren zarif laleler arasında insanlar, bahar aylarında renk cümbüşüne tanıklık etmekte. Gökkuşağının yeryüzündeki halinde masalsı bir yolculuğa çıkmakta. Lale ile bütünleşen bir şehir Konya… Lale olmadan bir baharın düşünülemediği topraklar… Alâeddin Tepesi gibi şehrin simgesi olan yerlerin her bahar gönlünce rengârenk olduğu, üretilen lalelerin şehir sınırlarını aşıp İstanbul’a uzandığı bir coğrafya.

 

Lalenin yetiştirilmesi de kendisi gibi renkli olan, insanı çalışırken rahatlatan ama narin ve emek isteyen bir uğraş. Nisanda çiçek kırımı, haziran ayında da sökümü gerçekleşiyor bu büyülü çiçeğin. Sümbül, nergis, gibi soğanlı bitkilerden olan lale başlı başına bir kültür belki de. Adına devirlerin yazıldığı, akımların doğduğu eşsiz bir çiçek.

 

Türk edebiyatında önemli bir yere sahip lalenin ana vatanı Orta Asya bozkırları. Türkler ile birlikte Anadolu coğrafyasına gelmiş, daha sonra Avrupa yolculuğu başlamış.

Yeri gelmiş Sultanların sevgilisi olmuş, yeri gelmiş zenginliğin sembolü olmuş, sanatçıların elinde işlenmiş ve ahenk veren motif halini almış. Bugün, Emirgan Korusu’na, Muş dağlarına ve Manisa’nın Spil Dağı’na her bahar gelinlik giydiren laleden başkası değildir.

Doğanın hüzünlü güzeli diye tabir edilen farklı bir lale çeşidi vardır ki adına “ağlayan gelin” derler. Hakkari, Siirt, ve Van çevresinde sıklıkla rastlanan bu çiçek hakkındaki söylence odur ki geçmişte Hakkari’de yaşayan Asuriler, her sabah göbeğinden su yaydığı için ona ağlayan lale derler ve bu yüzden kutsal sayarlar. Bu güzide çiçek Âşık Veysel’i de etkilemiş olmalı ki onun dizelerine dökülüvermiş:

 

“Lale der ki be hey Allah’ım

Neden benim boynum eğri?

Yardan ayrı düştüm gayrı,

Benden ala çiçek var mı?”

 

Şark kültür ve mitolojilerinde asilliği, saflığı, temizliğin, güzelliği ve inceliği simgelemiş, kimi zaman cami duvarlarını süslemiş, kimi zaman ebru sanatkarının fırçasıyla şekil almış, kumaşlara bezenmiş, minyatürleri renklendirmiş, edebiyata, ve şiire konu olmuştur.

 

Renkler arasında kaybolmak isteyen, alsın yanına fotoğraf makinesini ve düşsün Konya yollarına. Akyokuş’a çıkıp Konya’nın panoramik görüntüsü ile uçsuz bucaksız Konya ovasının lale ile renklenişinin seyrine dalsın. Yetinmesin, Beyşehir Gölü’ne, Meke Tuzlası’na, Sille Köyü’ne, Meram Bağlarına varsın. Hitit anıtlarına yaslanıp tarihe uzansın. Bir düğüne rastlasın, bir gezgin değil tanrı misafiri olsun, mutluluğa ortak olsun. Damak çatlatan düğün pilavından tatsın. Sevdiklerine de Mevlana Sarması ve şekerinden götürsün. Hasılı, gezsin dünyayı görsün Konya’yı!

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

1500 Senelik Bir İstanbul Geleneği: Yedikule Bostanları

Yedikule Bostanları, bugün şehir surlarının dibinde, gözümüze küçücük görünseler de hala onlarca ailenin geçim kaynağı olmaya devam eden bin beş yüz senelik bir gelenektir aslında.

Devamını Oku
Ordu'da Saklı ve Naif: Ünye

Ordu'da Saklı ve Naif: Ünye

Eskilerden gelen adı başşehir, saray… Buranın saklı hazinesi ise biricik Ünye.

Devamını Oku
Bir Yadigâr: Atabarı

Bir Yadigâr: Atabarı

Koca Evliya Çelebi’nin “Kahve ikram ettiler, fincanı koyacak düz bir yer bulamadık…” diye tabir ettiği topraklar… Karagölleri dillere destan diyar, göğe komşu toprakları ile Artvin; eski adıyla Livane burası…

Devamını Oku