Elli Beş Yıllık Bir Terzi Hikayesi

Hayattaki her meslek için çıraklıktan başlanması gerektiğini düşünen bir usta… Aşağıda öğrenmezsen yukarıda yapamazsın diyor. Yılların birikimini ve hünerini paylaşmak için can atan, ürettiğinden zevk alan ve işini sevgiyle icra eden bir terzi Mehmet Kamil Usta.

  • 21.05.2017
  • İlayda Doğan

Mehmet Usta 1950 Bergama doğumlu. Ailesi tarafından bir ustanın yanına bırakılmasıyla 12 yaşında terzilik yolculuğu başlamış. Kışın terzilik yapmış, yazın tarlada çalışmış. Çıraklık, kalfalık dönemlerinden sonra 1977 yılında kendi terzi dükkanını açmış. İki yıldır mesleği bırakmayı düşünürken işi öğrenmek için gelen 22 yaşındaki çırağıyla o da canlanmış, işini sürdürmeye karar vermiş. Usta istiyor ki daha fazla kişiye mesleğini öğretsin, daha çok kişiye ulaşabilsin. Bunun için bazı girişimleri de olmuş; ne yazık ki neticeye ulaşamamış.

 

Kendi dönemindeki usta-çırak ilişkisini ve bugünkü çırağıyla olan ilişkisini şöyle anlatıyor Usta:

 

“Baba ustaya bırakır çocuğu ve eti senin kemiği benim der. Sonra çırak ustasının terbiyesiyle, ahlakıyla, sanatıyla her şeyini üstlenir. Bütün gününü ustayla geçirir çocuk, o zamanlar işin çokluğundan çıraklar akşam 10’a kadar çalışır, çıraklar gönderilir, ustalar da gece yarısına kadar devam ederdi. Çocukken sanatı anlamıyorsun, ürettikçe onun zevkine varıyor ve peyderpey geliştiriyorsun zevkini. Ürettiğinin beğenilmesi daha çok bağlanmanı ve sevgiyle üretmeni sağlıyor. Bütün gününü geçirdiğin, işini borçlu olduğun ustanla aranda sevgi ve saygının yanında bir minnet bağı oluşuyor. Birine bir şey öğretmek benim için bir gurur. Bizim de Berivan ile aramızda kendiliğinden oluşan sevgi ve saygı bağı var, hevesli, öğrenmeye açık, dolayısıyla sanatımıza da yansıyor.”

Ustanın genç ellere kapısı her zaman açık. Öğrenmek isteyen, içinde merak olan herkesle paylaşmak istiyor mesleğinin inceliklerini. Genç insanlarla bir arada çalışmanın onu beslediğini ve zihnini canlı tuttuğunu söylüyor Mehmet Usta. Hayalleri olanlara destek vererek tazeleniyor insan diyor Usta.

İzmir Kemeraltı’nda bulunan Kapalı Çarşı’nın içinde kapanan pek çok esnafa rağmen varlığını sürdürüyor Mehmet Usta’nın yeri. Yıllardır ayakta durmasını da işine sahip çıkmasıyla, işine duyduğu sevgiyle ve sahip olduklarına razı olmakla açıklıyor Usta. “Doğru neyse onu yapın, işinizden ödün vermeyin, özveriyle işinizi yapın” diyor. Kapısını çalan otuz yıllık müşterileri de var hünerini yeni duyup gelen de. Bunun sırrını ise şöyle anlatıyor:

 

“İnsanı insan olarak görüp değer veririm; siyasi görüşü, inançları beni ilgilendiren nokta değil. Buluştuğumuz nokta, doğru olmak ve insanca görmek karşımızdakini.”

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Tohumdan Hasata Bir Anadolu Öyküsü: Ekmek

Tohumdan Hasata Bir Anadolu Öyküsü: Ekmek

Sofralarımızın vazgeçilmezi belli başlı hasletlerimizden olarak gördüğümüz, o olmasa karnımızın doymadığı ekmek, eski çağlardan beri topraklarımızın demirbaşı.

Devamını Oku
Hayalden Tuvale: Şermin Ciddi

Hayalden Tuvale: Şermin Ciddi

Anadolu kültürüne vurgun, İstanbul’a tutkun, bir çağdaş minyatür ve tezhip ehli o. Gelenekten geleceğe köprü bir sanatkâr. Sınırlardan ve çağlardan aşkın bir elçi belki de… 

Devamını Oku
Klarnetin Büyüsü Sesinin Buğusu

Klarnetin Büyüsü Sesinin Buğusu

Tarihi 17. yüzyıla uzanan bir enstrüman ve ona adanmış, onunla yoğrulmuş bir ömür. Enstrüman Batı Avrupa'dan, ömür ise güzide il Ordu'nun Bayadı köyünden.

Devamını Oku