Turuncu Bir Akdeniz Hikayesi

Akdeniz güneşi yalnız doğayı ve toprak dostlarını değil, kültürü de yorulmaksızın besler asırlardan beri. Üzerinde Akdeniz güneşinin eksilmediği Turuncubağ'a bir selamdır bu yazı...

  • 15.06.2017
  • Pelin Sürmeli

Akdeniz güneşi haylazdır, bir bakmışsınız Beydağları’ndan doğan pınarların üzerinde dans ediyor, bir bakmışsınız çiçeklerin mis kokularında polenlerle uçuşuyor. Bazense yemyeşil turunç ağaçlarının üzerinde sarılardan turunculara bürünmüş, kokusuyla içimizi ferahlatıyor.

 

Yollar beni bir şekilde Finike’ye götürdüğü vakit, tescili alınmış o meşhur “Finike portakalı” ilhamıyla dört bir yanı çiçeklenen narenciye bahçelerini ziyaret etmek istemiştim. Hayat karşıma iki şahane insan çıkardı bu yolculukta: Işın ve Ali. Bu genç çift sadece toprağa ve güneşe sevdalı birer çiftçi değil, aynı zamanda dost canlısı ve güler yüzlü birer Akdeniz insanı. Bahçeye girer girmez Işın binbir hevesle başlıyor anlatmaya bu güzel ve nadide bahçenin hikayesini!

Narenciye ağaçlarından çeşit çeşit mahsül elde edebilmek için, ağaçların aşılanması gerekir. Örneğin turunç ağacına yafa cinsi portakal aşıladığınız zaman yafa portakalı verimi elde edersiniz. Bundan yarım asır önce bahçeye hayat veren büyük dede ise tam bir narenciye sevdalısı.

Öyle meraklı ki narenciyenin binbir cinsini ne yapıp edip buluyor ve bahçesine aşılıyor. Fakat bahçe büyük ve narenciye çeşidi bol olunca, dede hangi ağaca neyi aşıladığını unutup bütün ağaçları tekrar aşılıyor! Sonuç mu? Bir dalında limon, bir dalında greyfurt, bir dalında portakal olan yüzlerce ağaçla kaplı, rengarenk bir bahçe! Üstelik bu narenciyeler öyle çeşitli ki yazın ürün verenle kışın ürün veren meyveler de aynı ağaçta olabiliyor. Yani, aynı ağaçta hem meyve, hem de çiçek görebiliyorsunuz. Her birini büyük hevesle anlatan Işın’ın heyecanı ve hevesi karşısında bahçeye aşık olmamak elde değil.

 

Üç kuşaktır devam eden bu ilginç ve bir o kadar zengin bahçe, dünyada bir başka örneği olmaması ile oldukça değerli. Ziraat fakültelerinden Likya Yolu yürüyüşçülerine ve turistlere kadar çeşitli ziyaretçileri ile epey canlı. Bir gün Finike’ye yolunuz düşerse, Turuncubağ’a uğrayabilir ve bu güzel insanlarının ağzından Akdeniz güneşi Finike narenciyelerinin hikayelerini dinleyebilirsiniz!

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Yaşayan Müze: Beypazarı

Mimarisiyle ünlü Beypazarı'nın tarihi beyaz konaklarının şanını hepimiz biliriz. Bu güzel yapılardan birinin restore edilmesiyle 2007'de kurulan Yaşayan Müze, hem bir halk bilimi çalışması hem de bir açık hava müzesi.

Devamını Oku
Suyun ve Dağın Sevdaluk Hikayesi: Tomara Şelalesi

Suyun ve Dağın Sevdaluk Hikayesi: Tomara Şelalesi

Kelkit Vadisi’nin yüreğinin tam üzerine kurulmuş Tomara Şelalesi. Gümüşhane’nin Şiran ilçesi Seydibaba Köyü'nün güneybatısında, suyun ve dağın sevdası yeşil ile göğün arasında…

Devamını Oku
Sabrın Sonu: Şemi'nin Mutfağı

Sabrın Sonu: Şemi'nin Mutfağı

Öğrencilik kendine has zorlukları barındırır. Hele Erzurum ayazında tir tir titreyip kendinizi rahat hissedeceğiniz tanıdık bir yuva yahut sıcak bir çay ile içinizi ısıtacak bir mekan ararsınız. Şemi’nin mutfağı işte o mekan…

Devamını Oku