Halfeti: Tarihi Sular Altında Bir Cennet

Adını duyduk, ama çoğumuz bilemedik sular altında kalan bu denli hayatın olduğunu. Geçmişe özlem, çoğumuzda var, kabul! Peki ya tüm geçmişini sular altına gömüp hatırlamak istediğinde görebileceğin tek bir anı bulamamak?

  • 22.06.2017
  • Gerçek Karaman

İşte bunları yaşamış Halfeti halkı. Yalnızca bunları yaşayan birinden dinlemek bile duygulandırmaya yetecek sizi. Belki de şükrettirecek geçmişinizin yerinde durduğuna. Halfeti, 2000 yılında Birecik Barajı’nın yapılmasıyla Fırat Nehri suları altında kalmış. Evlerin, o verimli tarlaların sahiplerine yüksek meblağlar verilmiş. Neredeyse herkes kabul etmiş, etmeyen azınlık ise sonunda para ile yetinmiş anılara mahsuben. Oysa yetişmeyen meyve yokmuş bu topraklarda. Şimdi ise geriye kara gül kalmış onca çeşidin arasından, geçmiş kara günleri hatırlatırcasına.

 

Bu yıllara kadar pek de adını duyan olmamış Halfeti’nin. İlk kez haberlere çıkmış 1996’da. Dört yıl sonra da her bir yanı su basarken, aşağıda bir şehrin olduğunu kanıtlarcasına dikilen cami minaresi kalmış Halfeti’den geriye. Ulaşımın karadan kesilmiş olduğu cami minaresinin geçmiş hayatı hatırlattığı Savaşan Köyü’ne tekne ile ulaşılıyor. Köye geldiğinizde suyun içinde caminin çatısını da görüyorsunuz. Ve sonra başka bir çatı daha… Batık köy Savaşan’da karaya çıkıp verdiğiniz molada evine su ulaşmamış bir amca var. Herkes terk etmiş, o bırakıp gitmemiş buraları. Diyor ki “Ben yedi göbektir Halfetiliyim. Burası benim okulumdu, burası sağlık ocağımız, en çok burada top oynardık.”

Gösterdiği yerler bugün baraj sularından ibaret. Suyun altında o amcanın 40 yılı gömülü. Göremiyor ama biliyor, anlatırken sesinden anlıyorsunuz. Her anlatışında sanki yeniden yaşıyor sulara gömülen geçmişini unutmamak istercesine.

Halfeti’nin diğeri meşhur uğrağı Rumkale. Doğayla uyumundan dolayı “kayalığın nerede bittiğini, insan eserinin nerede başladığını söyleyebilmek çok zor” sözlerini Prusya Generali Moltke’ye söyletebilen mükemmel mimariye sahip. Üç baraj gölü ortasında, Antep ve Urfa arasında bulunuyor. Kalenin el oyma işçiliği kadar söylenceleri de meşhur. Nergis çiçeğinin kokusundan kralın oğluna, kralın oğlundan suya aşkına kadar her şey efsaneleştirilmiş.

 

Evvel zaman içinde Rum Kale Beyi’nin Nergis isminde bir oğlu varmış. Sürekli kalede bulunan sekiz metre derinliğindeki kuyudaki suda kendini izlermiş. İzledikçe kendini daha çok beğenir hale gelmiş. Bir gün kendi güzelliğini iyice görmek için kuyuya eğilmiş ve Fırat’ın soğuk sularında bulmuş kendini! Gencin tam boğulduğu noktada kimsenin şimdiye kadar göremediği güzellikte bir çiçek açmış. Bu çiçeğe de nergis denegelmiş.  

 

Sadece Halfeti’de yetişen kara gül ise “şeytanın gülü” olarak geçmiş efsanelere. Şeytanın gülü olduğundan kimse dokunmazmış bu güle ancak bir gün halktan bir kıza madalyon olarak gözükmüş bu gül. Kız bu madalyonu sahibine vermek için aldıktan sonra tüm halk kızı cadı olarak görmeye başlamış. Bu masum kızı yok etmek için çarmıha germişler. Şeytan, kızı çarmıhtan kurtarmaya çalışsa da halkın taşlamasından kurtaramamış. Kız oracıkta can vermiş. Şeytan da herkesin aşkını simgeleyen kırmızı gülün dünyanın her köşesinde yetişebileceğini ancak onun aşkının bu “kara gül” ile sadece kızın öldüğü bu toprakta acı bir iz olarak kalacağını söylemiş.

 

Efsanelere beşiklik etmiş bu minik yer, gerdanlığıyla tamamlamış sanki kendini. Eski Halfeti ile Yeni Halfeti’yi, geçmişle şimdiyi bağlamış bu gerdanlık. Sular örtmüş olsa da, yaşanmışlıkları unutmadan…

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Erzurum'da Bir Cevher: Güzelyurt

Erzurum'da Bir Cevher: Güzelyurt

Saat yediye çeyrek var. Ankaravari bir kızıllık çökmüş Erzurum’un göklerine. Havuzbaşı’nda bakar durur Gazi Paşa başları önde, telaşla yürüyen kalabalığa. Çoğu da bir kahveden ötekine gider, zihinlerinde efkar, gönüllerinde bir seyrüsefer...

Devamını Oku

Saklı Cennet Beyşehir

Bir şehir düşünün bir yanıyla İstanbul’un boğazını, bir yanıyla Karadeniz’in havasını andıran. Öyle bir şehir düşünün ki Mevlana diyarının göz bebeği, Akdeniz’in yaylası… Bir kere gelenin ayrılamadığı, gitse de unutamadığı…

Devamını Oku
Konya'nın Asili: Lale

Konya'nın Asili: Lale

Konya, yani diyar-ı Mevlana! Selçuklulara başkentlik yapmış, her sokağında tarihi mirası omuzlayan, engin Anadolu’nun ortasında uçsuz bucaksız Konya Ovası burası. Çatalhöyük’ü ile dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan, tarihin, dinin, efsanelerin diyarı...

Devamını Oku