Başlangıçların Şehri: Malazgirt

Gezginin tıkladığı kapı, bir zamanların ulu hükümdarı Alparslan’ın kudret ve inanç ile araladığı Malazgirt’e açılıyor.

  • 02.07.2017
  • Sena Şahin

İrili ufaklı 68 köyü barındıran Malazgirt’e giren gezgini ilkin engin bir geçmiş selamlar. Bu engin tarih surlar ile çevrilidir. Kuzey ve batı aksına uzanan kent Fırat Nehri’nin en büyük kolu Murat Irmağı vadisinin altına düşer. Malum soğuk kışlarının berisinde gösterişli bir tarih yatar. Malazgirtliler şehre “kele” derler. Söylenceye göre şehrin ilk sahibi Urartuların Kralı Menuas’ın mirası Malazgirt Kalesi’nden kaynak alır bu isim. Horasan harcı ve siyah taşların süslediği kale, büyük savaşlar nedeniyle İslamiyet ve Bizans döneminde hayli tahrip olsa da bugün dimdik ayakta. Evliya Çelebi’nin kalemine bir memleket hikayesi, Yavuz Sultan Selim’e ise Çaldıran Savaşı ile yurt olmuştur bu kent. Gezgini şehrin bir ucundan öteki ucuna geçiren ise asırlara meydan okuyan Selçuklu eseri Hatun Köprüsüdür.

Galata ile Kız Kulesi’nin aşkına imrenirler mi bilinmez, Selçukluların Hatun Köprüsü ile Romalıların Kız Köprüsü asırlardan beri beraberdir.

Yaşayan tarihin güncel yorumunu görmek isterse gezgin, 1985 yılında yapılan Zafer Anıtı’na uğramalıdır. Anıt sütunları Türkleri Anadolu’ya kabul eden şu meşhur imgesel kapıyı temsil eder. Gezgin, anıtla 26 Ağustos 1071 Cuma Sabahına buyur edilir. Şehrin doğal yapısının bir unsuru olan Kaz gölü karstik yapısıyla öne çıkar. Göçmen kuşların uğrak yeri olduğu bu gölü yakından görmek için Aktuzla Bucağına uğramadan geçmemelidir. Malazgirt Ovası, şehrin doğasıyla ve geçmişiyle kurduğu yaşamsal ilişki sayesinde coğrafya ve kültür bağını perçinleyen ender örneklerdendir.

 

Bozkır görünümüne sahip olan ova, Murat Irmağı’nın Kuzeyinden geçer. Yer yer Süphan Dağı’na uzanan ova gezgine türlü yeryüzü güzelliklerini birarada yaşadığını ispat eder. Doğal oluşumlarca da zengin olan ova, tektonizma oluşması sebebiyle içbükey bir jeomorfolojik yapı oluşturmaktadır. Gezgin, kendi düş kırıklıklarının doğal bir emsalini kim bilir belki de Malazgirt Ovası’nın eteklerinde soluklanırken anlar. Anadolu öyküsünün cesaretini, hoşgörüsünü, misafirperverliğini, gelenek ve göreneklerinin başlangıcını esen rüzgar ile bulur.

 

Özün cesaret ve inanç ile nasıl Anadolu’da yaşamın kapılarını araladığını görmek isteyen, Malazgirt Ovası’na konuk olmalı.

 

Kaz gölüne misafir göçmen kuşlar,

Acı ile tuzlu yakmaz canlarını.

Hatun Köprüsü’nün aşkı Kız Köprüsü’dür,

Hikayeleri yalnız Malazgirt’in eteklerinde dinlenir.

 

 

 

Malazgirt'in de anlatıldığı TRT Belgesel'e ait "Kutsal Nehirler Üzerine" adlı belgesel.

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Tirilye'de Bir Taş Mektep

Tirilye'de Bir Taş Mektep

Orhan Pamuk büyük toplumsal değişimlerden sonra geçmişin sosyo-kültürel izlerinin hüzne dönüştüğünden, bu yüzden şehirlerin hüzün dolu olduğundan bahseder. İstanbul gibi… Fakat ben size bugün bambaşka bir hikaye anlatacağım…

Devamını Oku

Bir Yolun Başı: İztuzu Plajı

Dalyan’dan bindiğiniz dolmuş teknelerle, sazlıklar arasında ve kral mezarlarını görerek yapacağınız bir yolculukla İztuzu’na doğru seyrederken, teknenizin yanında kafasını çıkaran tatlı su kaplumbağalarını görüyorsunuz. Yaz sezonunda gitgide yoğunlaşan teknelerin arasından “yine ne oluyoruz?” der gibi seyrediyorlar etrafı.

Devamını Oku
Erzurum'da Bir Cevher: Güzelyurt

Erzurum'da Bir Cevher: Güzelyurt

Saat yediye çeyrek var. Ankaravari bir kızıllık çökmüş Erzurum’un göklerine. Havuzbaşı’nda bakar durur Gazi Paşa başları önde, telaşla yürüyen kalabalığa. Çoğu da bir kahveden ötekine gider, zihinlerinde efkar, gönüllerinde bir seyrüsefer...

Devamını Oku