Binyıllar Öncesinden Bugüne Çatalhöyük

Bundan 9400 sene önce yaşasaydınız gözlerinizi nasıl bir güne açardınız? Bunu hafızada canlandırmak zor olsa da, Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde 25 Ekim'e kadar sürecek olan Çatalhöyük sergisinde, sanal gerçeklik gözlükleri ile 9400 yıl öncesinin günbatımını izlemek ve boynuzlarla dekore edilen Çatalhöyük evlerinin içinde yemek yemek mümkün!

  • 17.07.2017
  • Pelin Sürmeli

İnsanlığın yerleşik hayata geçmesinden günümüz modern toplumunun oluşmasına kadar geçen süreç, arkeoloji, antropoloji ve sosyoloji gibi pek çok sosyal bilimin en popüler konularının başında geliyor. Peki yerleşik hayata geçen ilk topluluklar ile “şehir” kavramını oluşturan topluluklar arasındaki fark neye göre belirleniyor? Bunun aslında birden çok etmeni var. Örneğin, yerleşik hayata geçişle birlikte ortaya çıkan mesleki ayrımlar, sosyal uyum, sosyal işleyiş ve kimlik gibi kavramlar, geçmiş medeniyetleri anlamaya çalışırken ele alınan önemli unsurlardan bazıları. Bu unsurlar göz önünde bulundurulduğunda ilk şehir yapılanmalarının günümüz Irak coğrafyasında başladığı görülüyor. Fakat insanlık aslında çok daha öncesinde yerleşik hayata geçmiş ve mimari birliktelikler ile “şehir” kavramına zemin hazırlayan erken yapılaşmalara başlamıştır bile.

 

Çatalhöyük, ilk şehir yapılaşmalarına zemin hazırlayan sosyal ve mimari geçiş periyodunun günümüze uzanan en önemli örneklerinden. Milattan önce 7400 senesine uzanan tarihi, duvar resimleri, olağanüstü mimarisi ve ilginç ev dekorasyonları ile Anadolu coğrafyası üzerinde var olmuş en önemli yerleşim yerlerinden bir tanesi. Ne şanslıyız ki Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde 25 Ekim'e dek sürecek ücretsiz Çatalhöyük sergisinde, antik kentin bütün bu ilginç özellikleri ile tanışmak mümkün. Çatalhöyük sergisi, özellikle küratörlük adını verdiğimiz sergi yaratımı konusunda da oldukça başarılı bir deneyim ile karşımıza çıkıyor.

Çatalhöyük evleri birbirine bitişik konumlandırılmış yapılardan oluşur. Cadde ve sokaklar yoktur, ulaşımınızı evlerin damları üzerinden sağlayabilirsiniz. Evlerin girişleri tavandandır ve evlerin içi boğa boynuzları ile süslenmiştir.

Günümüzde henüz açıklanamayan sosyal alışkanlıklara bağlı olduğu düşünülen yapılaşmalar, arkeoloji bilimi üzerinde de önemli bir yere sahip. Çatalhöyük’te bugüne kadar arkeolojinin en önemli iki ismi çalıştı: Mellaart ve Hodder. Bu iki isim, birbirinden farklı arkeoloji teorilerinin “babaları” kabul edilen ve çalışma prensipleri birbirinden çok farklı olan iki arkeolog. Mellaart, Çatalhöyük’ü muntazam bir hızla kazıp şehri gün yüzüne çıkarmak üzere çalışmalar yaptığı sırada, arkeoloji teorilerinin “deneysel (prosedürel) arkeoloji” adıyla adlandırdığımız dönemi oldukça revaçtaydı. Bu dönemde kültürleri ve antik kalıntıları sınıflandırmak, kategorize ederek birbirine benzer normlar üzerinden kültürleri anlamaya çalışmak akımı hakimdi.

 

Bu akımı, Ian Hodder’ın “prosedürel sonrası” teorisi sarstı. Bu akım, her kültürün biricik olduğunu ve bizim bugünkü bakış açımız ile geçmişi anlamamızın doğru olmayacağını, bu nedenle sınıflandırmaların yanlış olacağını savunur. Böylece her kültürün “biricikliği” vurgulanır. Doksanlı yıllara damgasını vuran bu akım sonrası Hodder fikir üretimlerine ara vermemiş ve en son 2010 sonrası yeni yeni konuşmaya başladığımız “entanglement (karmaşıklık)” teorisini üretmiştir. Bu teoriye göre canlı ve cansız varlıklar birlikte var olur ve birbirlerini etkilerler. Bu nedenle bir kültürü anlamak için o kültürde var olmuş canlı ve cansız bütün varlıkları anlamak, onlara eşit derecede önem vermek gerekir. Hodder’ın bu teorisine göre küçücük bir taş parçası dahi bir kültürün ritüeli hakkında çok büyük öneme sahip olmasından ötürü önem taşır. Bu nedenle Hodder, Mellaart’ın aksine kazılarda oldukça yavaş ilerler, ancak kazı sırasında elde edilen ve önemsiz görülen en ufak bilgileri dahi toplayarak bütüncül bir yaklaşımla bizlere sunar.

 

Şüphesiz Mellaart ve Hodder’ın Çatalhöyük gibi dünyada sosyal bilimler camiasında bunca öneme sahip bir kazıda rol alması oldukça ilgi çekicidir. Fakat daha ilgi çekici olan, Çatalhöyük sergisindeki interaktif sunum. Bu sergi, arkeolojiye ilgisi olan ve olmayan herkes için oldukça eğlenceli! Dilerseniz siz de ücretsiz olarak girebileceğiniz Çatalhöyük sergisini ziyaret edebilir, sanal gerçeklik gözlüklerinizle Çatalhöyük damlarında günbatımı seyredebilir, Ian Hodder’a soru sorup yanıtını onun ağzından dinleyebilirsiniz!

 

 Çatalhöyük'ün üç boyutlu canlandırmasını içeren Jenn Lindsay yapımı video çalışması.

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Başlangıçların Diyarı Anadolu

Başlangıçların Diyarı Anadolu

Bir Usta’nın özenle, sabırla yarattığı her bir eser, ardında onun öyküsünü gizlemekte… Bir Usta, koca bir ömrü anlatmakta bize bazen. Bir Usta, koca bir öyküsünü anlatmakta insanlığın…

Devamını Oku
Mesir Tadında Bir Şehir: Manisa

Mesir Tadında Bir Şehir: Manisa

Hiç, bir yerden ilkin nefret edip sonra sevdiğiniz oldu mu? Benim oldu! Öyle bir sevip bağlandım ki sonradan bir yere gidemez oldum bu kendinden menkul, İzmir’in gölgesindeki mahzun Manisa’dan.

Devamını Oku
İstanbul’un Mistik Yüzü

İstanbul’un Mistik Yüzü

İstanbul’un envai çeşit mistik mekanından biri de şehrin denize en yakın ve en yüksek tepesi olan “Yuşa”dır. Yuşa Tepesi, büyüleyici manzarasıyla olduğu kadar, manevi havasıyla da özel bir konuma sahiptir. Tepenin kutsiyeti, üzerinde antik çağda adına yapılan bir tapınağın bulunduğu, “İyi Rüzgarlar Efendisi Ourios”a kadar dayandırılmaktadır.

Devamını Oku