Başlangıçların Diyarı Anadolu

Bir Usta’nın özenle, sabırla yarattığı her bir eser, ardında onun öyküsünü gizlemekte… Bir Usta, koca bir ömrü anlatmakta bize bazen. Bir Usta, koca bir öyküsünü anlatmakta insanlığın…

  • 14.11.2016
  • Pelin Sürmeli

Anadolu topraklarının öyküsü insan ile başlar. Göbeklitepe’de kültlerini devasa taşlara kazımış göçebe kabilelerin hikâyelerinde, ölülerine yaktığı ağıtlar yankılanır. Tarih öncesi devirlerden kalan Çatalhöyük’ün duvar resimleri, ilk yerleşim yerlerinde yaşamış insanların hikâyelerini fısıldar. Hitit’lerin şık işlemeli standartları, bronz çağın ıssız topraklarında rol bulmuş savaş sırlarını saklar. Antik Yunanların şarap kadehleri, mitolojinin gölgesinde pagan tanrıların masallarını izletir. Roma’nın gemi batıkları, yüzyıllar öncesini gün yüzüne çıkarır. Anadolu topraklarında zamanın herhangi bir anında herhangi birinin cebinden düşmüş bir para bile bize bu topraklarda birikmiş binlerce hayatı anlatır. Üzerinden geçmiş medeniyetlerin izlerini kültürüne, müziğine, mimarisine ve sanat eserlerine işler durur Anadolu.

İşte bu yüzden, birbirinden bambaşka inançlara sahip yüzlerce topluluğun hayat bulduğu, ormanından çorak arazilerine kadar her coğrafyada yaşamı çoğaltan Anadolu’da, binlerce yıllık hikâyesi ile insanın izini sürmek öylesine uzun ve doyurucu bir yolculuktur. Var olmuş her bir insanın öyküsü, hayatından geriye bıraktığı her bir eşyanın işlemesinde, her bir duvar yazısında, her bir taş kazısında gizlidir. Anadolu’yu anlamak, insanı anlamaktır.

Ve öyledir ki, bin yıllık bu öykülerin işlendiği gelenekler hala bu topraklarda nefes almakta. Hala acısını, tatlısını dokumasına işlemekte Anadolu insanı ve hala Güneydoğu’nun sıcağı metali eritmekte… Bir Usta’nın özenle, sabırla yarattığı her bir eser, ardında onun öyküsünü gizlemekte… Bir Usta, koca bir ömrü anlatmakta bize bazen. Bir Usta, koca bir öyküsünü anlatmakta insanlığın…

Anadolu’yu anlamak, insanı anlamaktır…

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Salça Zamanı

Salça Zamanı

Çocukluğumuzda mahalledeki arkadaşlarımızı kıskandıracak şeylerden biri anneden gelen salçalı ekmekti. Onu bu kadar lezzetli yapan neydi? Güneşin altında koşup oynadıktan sonra yatışan açlık mı yoksa ekmeğin anne elinden sevgiyle gelişi mi?

Devamını Oku

Girizgâh II

Nazlı nazlı tırmanır yücelere mor salkımlar İstanbul sokaklarında. Açık seçik yerlisi gibi görünmek için şehrin, usulca sarılır emektar pervazlara. Müşfik bir hicaz sarkar o pervazlardan caddeler boyu.

Devamını Oku

İstanbul’un Göbeğinde Bir Anadolu Kasabası

“İstanbul’un göbeğinde bir Anadolu kasabasında yaşıyor gibi hissediyorum…” diyerek heyecanla anlatıyor Suna Hanım. Anadolu kasabasından kastı ise; herkesin birbirini tanıdığı, selamlaştığı, yardımlaştığı, bir ve beraber olduğu mekan: Kuzguncuk.

Devamını Oku