Suyun ve Dağın Sevdaluk Hikayesi: Tomara Şelalesi

Kelkit Vadisi’nin yüreğinin tam üzerine kurulmuş Tomara Şelalesi. Gümüşhane’nin Şiran ilçesi Seydibaba Köyü'nün güneybatısında, suyun ve dağın sevdası yeşil ile göğün arasında…

  • 31.07.2017
  • Sena Şahin

Şelaleye yaklaştıkça asfaltın yerini köy yolu alıyor. Kıvrım kıvrım olan yollar, yeşili üzerine giymiş dağlar ve gök… Şelaleye varana kadar yol, açlığınıza atıştırmalık oluyor. Camları sonuna kadar açın. Çünkü içinize doluyor bütün gök. Sonunda taştan dev bir kapı karşılıyor. Ziyaretçileri buyur eden bir peyzaj ile düzenlenmiş şelale. Dağların arasındaki su sesi “hoş geldin” diyor. Eğer sevdiklerinize Karadeniz’i götürmek istiyorsanız meydana kurulu tezgahlar hazır: peştamallar, kemençeler… Bütün bir yol susayan gezgin, odundan yapılmış çeşmede ellerini kavuşturmaz mı? Yolu takip ettikçe soluklanıp çevreyi dinlemek dumanı efkarla tüten semaverden çay içmek için kamelyalar bulunmakta. Altından gürül gürül aşk ile akan derenin olduğu köprüden geçerek gizli bir yola koyuluyorsunuz. Şelalenin sesi dört bir yanı sarmış, nereye baksanız içinize yerleşen yeşil. Sonunda 105 merdivenin başlangıcına geliyorsunuz. Her bir basamakta gökyüzü ve yeryüzü yeni bir çehresini gösteriyor. Tırmandıkça şelalenin sesi daha fazla duyuluyor. Adımlarınız hızlanıyor. Sonunda sevdalısı dağ kurumasın diye yeri göğü inleten Tomara Şelalesi… Camdan yapılmış izleme terasının yanı sıra merdivenden inerken bu sevdaya şahitlik edebilirsiniz.

Suyun serinliği bütün bedeninizi sarıyor. Kolay değil koca dağlara yaz kış kurumadan akmak! Karadeniz’in çetin doğasını dahi tarumar eden insana karşın…

Zihninizdeki derdi, ezayı, bedeninizdeki ağrıyı hissettirmeyecek kadar buz gibi bir su! Bir cam parçası çiziği canınızı yakarken ayaklarınızı taşların ucunun kesmesi umurunuzda olmuyor. Neredeyse 15 metre yükseklikten dökülen şelalenin üzerine çıkmanız ile hoş geldin dercesine ıslıyor.

 

Kaynak sularının beslediği Tomara Şelalesi ile ilgili çeşitli efsaneler de anlatılıyor:

 

“Seydibaba köyü çobanı, öğle saatlerinde sürüsünü ıssız yerde yatırıp abdestini alır, namazını kılarmış. Sürüyü susuz bırakıyor diye çobanı dava eden köylüler, bir gün çobanı takip etmiş. Tam öğle zamanı çoban yine sürüyü aynı ıssız yere indirmiş. Elindeki değneğini toprağa vurmuş. Çıkan suyla kendisi abdest alıp namazını kılmış, sürü de suyunu içmiş. Çoban namazını kıldıktan sonra köylünün kendisini seyrettiğini fark etmiş. Buna çok kızan çoban, kavalını bir tarafa, bıçağının kılıfını diğer tarafa savurmuş. Biri Tomara Şelalesi’ne, diğeri de Çamoluk ilçesine düşmüş. Kaval ile bıçak kınının düştüğü yerden sular fışkırmış. Kırk ayrı yerden ve 40 metre yüksekten su çıkan Tomara Şelalesi’nin diğer bir adı da kırk gözeler olarak günümüze kadar gelmiş.”

 

Yolunuz Gümüşhane’ye düştüğünde, bir bardak çayınız ile suyun, yeşilin ve dağın aşkına şahit olmadan geçmemeli! Hiç olmazsa Seydibaba çobanının hatrına…

 

Bu dağların yamacı yüksek olsa ne olur?

Sular akar dolu dolu Tomara’da.

Sevduğum cesaretsiz yar mı olur?

Açtım kollarımı Şelalenin başında.

Gel gökyüzü olayım yaylanın çimenine.

Tomara’da sevdaluk olayım yüreğine…

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Var ile Yok Arası Anadolu

Var ile Yok Arası Anadolu

Bir akşamüstü saatte bilmem kaç kilometre hızla Çıldır Gölü’nün etrafından dolaşarak Ardahan’dan Kars’a geçerken bir tabela utangaç ve hevesli tavrıyla el eder gezginlere. Tozlar arasında güçlükle seçilen köy isimlerinin yanı başında bir durak: Urartu Yazıtı.

Devamını Oku
Kızlarağası Hanı

Kızlarağası Hanı

İzmir'in meşhuru, çarşının kıdemlisi, yorgun gezginin bir acı kahvesidir Kızlarağası Hanı. Gelen geçer, gezgin uğrar, oysa Han asırların hatıratını durup dinleyene saklar...

Devamını Oku
Ani Bir Dünya Ama Dünya Bir Ani Değil

Ani Bir Dünya Ama Dünya Bir Ani Değil

Ne vakit Ani Harabelerinden bahseden bir metin takılsa gözüne “Ani bir dünya, ama dünya bir Ani değil.” sözünden başkasıyla karşılaşmazsın. Ki gidince anlarsın bu sözün haklılığını.

Devamını Oku