Bir Ömür, Bir Meslek: Nihat Usta

Ustalar, mesleklerini yıllara hatta çoğun bir ömre sığdırırlar. Erzurum’un merkezinde bir merdiven altında 68 yılını alın teriyle besleyen Nihat Usta’nın hikayesi sekiz yaşında çıraklıkla başlıyor.

  • 07.09.2017
  • Emelcan Pehlivan

“Babam beni 8 yaşında bir ayakkabı tamircisinin yanına götürdü ve tembihledi: ‘Eti senin kemiği benim. Oğluma meslek öğretmek için bütün bilgini kullan’. Çocuktum, ne öğreneceğimi bilmiyordum. O dönemlerde bir meslek öğrenmek çok büyük bir şeydi. Hevesle ustamın yanında işe başladım. Zaman geçtikçe ayakkabı tamirciliğinin yanında hayatı da öğrendim. Ustam bana baba, eşi ise annem oldu. Zamanımın neredeyse hepsi ayakkabıcıda geçtiği için kendi annem babamdan çok üzerimde emekleri vardır.”

 

“Hiç unutmuyorum bir gün ustamın eşi yengem beni düğüne bohça yollamak için evine çağırmıştı. Ayakkabı tamircisinden  çıkıp gittiğim için üzerim ayakkabı boyasıydı. Beni içeri alıp yıkayıp temizleyip öyle düğüne yollamıştı. Şimdi ikisi de rahmetli oldu. Ruhları şad olsun. Hatırladıkça gözlerim dolar. Yaptıkları iyilikleri unutamam. Ustam bize karşı hiç çırak olarak bakmazdı. Her sıkıntımızla ilgilenir, bize yol gösterirdi. Şimdi bakıyorum da günümüzde böyle değerler yok olup gitti. Benim yanıma da okul tatillerinde çocuklar meslek öğrensinler diye aileler geliyor. Gelen ailelerin tümü ‘ne kadar para vereceksin?’ diye soruyor. Bu duruma çok üzülüyorum. Çocuklarımız okusun ama mutlaka farklı bir meslek öğrensinler istiyorum. Çünkü biz atadan bunu gördük. Dünyanın bin bir türlü hali var. Bir zanaatla uğraşırsalar her zaman hayatlarını sürdürebilirler.”

Şimdiki zamanda böylesine içten bir usta çırak ilişkisinin olmayışından olsa gerek 68 yıldır sürdürdüğü mesleğinde çırak yetiştirememekten yakınıyor Usta.

“Bizim işe başladığımız dönemlerde herkes zanaatkardı. Zanaatkarlık çok önemli meslek gruplarındandı. O dönemlerde, yani 50’li 60’lı yıllarda, Erzurum zanaatkarlıkta bir numaraydı. Gaziantep, Konya’yı ustalıkta hep geçerdik. Siparişle ayakkabı alıp yapmak için birbirimizle yarışırdık. Günümüzde bu süreç böyle devam etmiyor. Fabrikaların çıkmasıyla el işçiliği ayakkabı pahalı geliyor ve yapımı zaman aldığı için tercih edilmiyor. Bizler de sadece ayakkabı tamiri yaparak evimizi geçindiriyoruz. Bu emektar dükkan ile dört çocuğumu üniversite okuttum. Evimi geçindirdim. Çocuklarımdan birinin ayakkabı tamirciliğine merakının olması beni mutlu ediyor. Arada iş çıkışları gelip dükkana benim yerime geçiyor.”

 

Bir ömür sığdırdığı emektar dükkanda Nihat Usta anıları ile baş başa…

 

“Yenisini alamam yetişmezse bayrama.
Arefeye uğrarsın, boşa para harcama.

 

Atarız yarım pençe sökeriz bağcıkları.
Badem yağlı boyarız kösele topukları.

 

O biliyor aslında nerde! yeni kundura.
Bayram sonuna varmaz cepteki son yüz lira

(...)”

 

Ünal Akbulut 

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Bin Yıllık Usta Hikayesi: Yemenici Deniz Usta

Bin yıllık bir zanaatin bayrak devri hikayesidir bu. "Baba mesleği" demişler adına. Emeği sonsuza taşıyan bir nişan adeta.

Devamını Oku
Soba Başında Muhabbet

Soba Başında Muhabbet

Sabah yüzüme vuran Erzurum'un eksi otuzlara dayanan ayazını iliklerime kadar hissediyorum. Yollar buz, çatılar buz! Sinirli bir insan misali tokatlıyor soğuk. Sahi, bir soba başına toplanmak vardı şimdi...

Devamını Oku
Eski Erzurum Evleri

Eski Erzurum Evleri

Buram buram tarih kokuyor eski Erzurum evleri. İç içe tasarlanmış odalara sinmiş ataerkil aile bakiyesi. Büyükbaba, büyükanne, baba, anne ve çocuklardan oluşan bu kalabalık ailenin düzeni, İslam’ın esaslarına göre bir yaşam sığınağına dönüşmüş eski Erzurum evlerinde.

Devamını Oku