Türkülere Yuva: Belen Kahvesi

Ormancı türküsünün ilk elden tanığı bu kahve. Muğla'nın Çaybükü Köyü'nde manzarası latif, öyküsü mahzun bir uğrak...

  • 18.09.2017
  • Ümmühan Özcan Tan

“…

Ah bu türküler

Türkülerimiz

Ana sütü gibi candan

Ana sütü gibi temiz

Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla

Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.”

 

Bedri Rahmi’nin de yazdığı gibi türkülerimiz her daim insanın içine işler. Her birinin derinlerinde sakladığı, onu vaktinde hayat veren acı tatlı hikayeleri vardır. Muğla’nın şirin köylerinden biri olan Çaybükü eski adıyla Gevenes köyünde bir kahve vardır. İşte bu kahve hepimizin pek yakından tanıdığı “Ormancı” türküsüne konu olan mekan.

 

Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya

Bay Mustafa çağırdı, dama oynamaya,

Ormancı da gelir gelmez, yıkar masayı,

Söz dinlemez ormancı, çekmiş kafayı,

Aman ormancı, canım ormancı,

Köyümüze bıraktın yoktan bir acı.

***

Gevenes’in ortasında değirmen döner,

Değirmenin suları dağından iner,

Ormancı’ya atılan kurşun Tevfik’e döner,

Tevfik’in feryatları yürekleri deler,

Aman ormancı, canım ormancı,

Köyümüze bıraktın yoktan bir acı.

***

Gevenes’in suları hoştur içmeye,

Üstünde köprüsü var gelip geçmeye,

Tevfik’imi vurdular hiç mi hiç yere,

Yazık ettin ormancı köyün iki gencine,

Aman ormancı, canım ormancı,

Köyümüze bıraktın yoktan bir acı.

 

Gevenes köyünde Mustafa Şahbudak adında ağa çocuğu olan biri vardır. Köyün muhtarı olan Tevfik Cezayirli, Mustafa’nın en yakın arkadaşıdır. Hemen hemen her akşam köyün kahvesinde bir araya gelip dama oynarlar; köy halkı da bunu ilgiyle izler. Günlerden bir gün iki arkadaş yine köy kahvesinde toplanır ve her zamanki gibi dama oynarlar. O esnada ormancı olan Mehmet İn çıkagelir. Ormancı sarhoş olduğu için ne konuştuğuna da dikkat etmeyerek bir gün önce komşu köyde çıkan yangının evrakının ilçeye bir an önce götürülmesini muhtardan ister. Muhtar Tevfik’in ise seçim tutanaklarının daha acil olduğunu ve bekçinin bunları götürmesi gerektiğini söylemesi üzerine ikisi arasında tartışma başlar. Ormancı dama masasını bir yumrukta darmadağın eder. Bunun üzerine Mustafa bu davranışa tahammül edemez ve ormancıya tokat atar. Ormancı işi daha da ileri götürür. Mustafa da ormancının üzerine yürür, onu korkutmak ister. Cebinden çıkardığı tabancayı yere doğru ateş etse de kaza kurşunu ile yakın dostu olan muhtarı vurur. Muhtar Tevfik’i hastaneye yetiştirmeye çalışırlar ancak çok fazla kan kaybetmiştir. Mustafa’ya, hakkını helal et arkadaşım der, oracıkta gözlerini yumar. Mustafa da en yakın arkadaşını öldürdüğü için polise teslim olur ve cezaevinde yatar. Oradan çıkıp köyüne dönen Mustafa, anılarla dolu bu köyde kalamayacağını anlar ve köyü terk eder. Gevenes’te yaşanan bu acı olay ise türkü konusu olur, bestelenir ve ağızdan ağıza dolanagelir.

 

Türküde de bahsedildiği gibi kahve ovaya doğru bakmaktadır, kahvenin duvarlarındaki resimler ve hikayede geçen insanlar, maketler ile canlandırılmış. Türküyü bu hüzünlü mekanda dinleyerek çay, kahve içmek bambaşka bir duygu. Yolunuz Muğla’ya düşerse eğer kısa bir mola verin yolculuğunuza, bakın ovanın harika manzarasına… Çayınızı yudumlayın, gözlemeyi tadın. Bu güzel mekanı es geçmeyin!

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Var ile Yok Arası Anadolu

Var ile Yok Arası Anadolu

Bir akşamüstü saatte bilmem kaç kilometre hızla Çıldır Gölü’nün etrafından dolaşarak Ardahan’dan Kars’a geçerken bir tabela utangaç ve hevesli tavrıyla el eder gezginlere. Tozlar arasında güçlükle seçilen köy isimlerinin yanı başında bir durak: Urartu Yazıtı.

Devamını Oku
Turuncu Bir Akdeniz Hikayesi

Turuncu Bir Akdeniz Hikayesi

Akdeniz güneşi yalnız doğayı ve toprak dostlarını değil, kültürü de yorulmaksızın besler asırlardan beri. Üzerinde Akdeniz güneşinin eksilmediği Turuncubağ'a bir selamdır bu yazı...

Devamını Oku
Yağmurun Çaya Dönüştüğü Şehir: Rize

Yağmurun Çaya Dönüştüğü Şehir: Rize

Doğu Karadeniz kıyısında başı dumanlı dağları, engin yaylaları ile Kaçkarların eteğinde bir şehir…

Devamını Oku