En Sadık Tanık: Ahlat

Bir tanık bunca olayı yıllarca eskitmeden, değiştirmeden nasıl anlatır? Doğu Anadolu’nun incileri arasında saklı Nemrut, Süphan ve Yukarı Murat-Van bölümünde 34 bin nüfuslu Bitlis’in mağrur merkezidir Ahlat.

  • 16.10.2017
  • Sena Şahin

Büyük bir tarihin dağa taşa, doğaya bürünmüş haliyle karşıda duruyor Ahlat. Anadolu’nun Türk tarihinde sahne olduğu mücadelelerden bu yana asırlar boyu sağ ve salim ağırlamıştır kavimleri, devletleri. Asya’dan Anadolu’ya uzanan tarihi yolların üzerinde bulunması, bereketli toprak ve bina yapımı için özel olan Ahlat taşı ve suyu bu merkezin tarihsel öyküsüne nakşolmuştur. İşgallere, yağmalara şahitlik yapan bu kent, onlardan arta kalan kültür mirasına göz kulak olagelmiştir. Pek çok kültürün, din ve inancın iz bıraktığı Ahlat’ın altın çağı Ahlat Şahları dönemine rastlar. Şehir, ismini büyük bir sevginin kavuşmazlığından alır. Efsaneye göre Van Gölü’nün kıyısında hüküm süren Urartu Kralı “Lat” Medlerin saldırısına dayanamayınca şehir düşer ve kral ölümcül yaralar alır. Babasının dizlerine başını koyan kızının babası Kral Lat için yaktığı ağıt Medlerin şehre girmesine kadar sürer.

 

Şehrin en ilgi çekici duraklarından biri Emir Bayındır Kümbeti. Kare kaideler sütunlarla birbirine sıkıca bağlanarak silindirik bir bütün haline gelir ve koni biçimli külah ile örtülür. Mimari formu gereği şehirdeki diğer yapılardan ayrılır. İnsanlar arasında zorlukla kurulan köprülere inat, dönemler arasında köprü kuran Emir Bayındır Köprüsü, Ahlat’a özgü kesme taştan yapılmış sivil mimarisi ve o dönemde kervanların ve yayaların geçmesi için elverişli merdiveni ile Akkoyunlulardan bugüne bir armağan.

 

Her başlangıcın bir bitişi olduğunu yılmaksızın anımsatan gömütlüklerden Selçuklulara ait en büyüklerinden birine de sahip Ahlat.

Dünyadaki en büyük tarihi İslam mezarlığı olarak anılan bu durak 12. Yüzyıl Ortaçağ İslam mimarisini yansıtan 118 adet anıt şâhidesiyle Ahlat’ın kalbinde ziyaretçilerini beklemekte.

Oda, sandukalı ve şâhideli olmak üzere 3 tipe ayrılan anıt mezarlar Moğol hakimiyetinden Akkoyunlulara kadar uzanan bir tarihsel ufkun ürünleri. Kışın şehir sathını kaplayan karın mezarlıkların üzerine yerleşmesi ile bu büyüleyici anıt gömütlük kış uykusuna yatar adeta. 

 

Nemrut ile sıkı dostluğunu toprakları üzerinde yer alan dünyanın en büyük ikinci kaldera gölü olan Nemrut Krater Gölü ile pekiştirmiştir şehir. Ahlat’tan 25 kilometre uzakta bulunan göl suyunun renksiz, kokusuz içme suyu olduğu tespit edilmiştir. Bu topraklardan geçen kavimlere nazire edercesine hilale benzer yarım ay şeklinde uzanır Nemrut Krater Gölü.

 

Ezelden esen rüzgarı daha yakından hissetmek isteyen gezgin Ahlat’ın Harabe Şehri’ne uğramalı. Doğu Anadolu’nun en eski yerleşimlerinden biri olan bu harabe şehirde neolitik çağdan günümüze miras yaklaşık 500 mağaraya misafir olmalı. Belki mırıldanmalı bir de kim bilir: 

 

“Ah bu gönül!

Ne sevdalara tutuldun sen.

İnsana, yaradana ve vatana,

Ahlat’tan geçtin de soluklandın sen.

Erinmeden çarpışa savaşa.”

 

 

 

Yönetmenliğini Birol Demirel'in yaptığı "Orta Asya'nın Anadolu'daki İzi Ahlat" başlıklı TRT yapımı belgesel.

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Türk-İslam Mimarisinin İncisi: Kızıl Minare

Türk-İslam Mimarisinin İncisi: Kızıl Minare

Somuncu Babası, kiliseleri, camileri, Ihlara Vadisi, kervansarayları, hanları, Hasan Dağı, kaplıcaları, höyükleri, evliyaları bir yana, Kızıl Minaresi bir yana şu tarçın renkli şehr-i Aksaray'ın.

Devamını Oku
Alucra: El-Ücrada Kalan Özgür Şehir

Alucra: El-Ücrada Kalan Özgür Şehir

Sarı cennet çiçeklerinin rüzgar ile sevgili olmasıyla başlıyor şehrin hikayesi. Hititlerden Cumhuriyet Giresunu’na uzanan bir hikaye.

Devamını Oku
Fener'den Balat'a

Fener'den Balat'a

İstanbul’un altın boynuzu Haliç’in kıyısında iki kadim semt bulunur: Fener ve Balat…

Devamını Oku