Ölmez Ağaç: Zeytin

“Eğer olmasaydı, zeytinyağını icat etmek zorunda kalırdık” dediği rivayet olunur meşhur İtalyan hekim Publio Viola’nın. Hikmetini bilince hiç de haksız sayılmaz hani…

  • 01.12.2017
  • Ümmühan Özcan Tan

İki bin yaşına kadar yaşayabilen bir ağaç. Asırlara meydan okuyan ağaç da diyorlar. Ömrünü tamamladığında bile köklerinden tekrar tekrar hiç usanmadan, yorulmadan filizlenir. Yıl aşırı meyve verir: bir yıl verip diğer yıl nispeten dinlenir. On iki ay boyunca yaprakları yeşildir. Kendi kendine yetişen yabani zeytin ağaçları da vardır ki bunlara “delice” denir.

 

İlk zeytin ağaçlarının Doğu Akdeniz’de, Anadolu’da ehlileştirildiği söylenegelir. Atinalılar ve Romalılar için kutsal sayılmış. Zeytin dalından taçlar yapmış İyonlar… Derler ki Nuh, büyük tufanın sona erip ermediğini anlamak için gemisinden bir güvercini gönderir ve yedinci günün sonunda ağzında bir zeytin dalı ile döner güvercin. Ve güvercin o günden beri barışın simgesi olur. Zeytin ağacı ise ölümsüzlüğün sembolü…

 

Dünyada Akdeniz ikliminin görüldüğü 30-40 derece enlemlerinde, kış mevsiminin ılık geçtiği yerlerde yetişir. İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye gibi Akdeniz ikliminin görüldüğü ülkeler dünyada zeytin yetiştiriciliğinde söz sahibi olan ülkelerdir.

“Zeytin ağacının bittiği yerde Akdeniz biter” diye boşuna dememiş meşhur Parisli yazar Georges Duhamel.

Ege’de bir yaşam biçimi; büsbütün kültürdür zeytin. Doğanın insana lütfettiği eşsiz bir lezzet; mutfağın vazgeçilmezidir. Zeytinin memleketi Edremit, Didim, Gemlik, Ayvalık, Mudanya, Bandırma’dır adeta. Gemlik zeytini, Güney Ege zeytinyağı, Edremit körfez bölgesi zeytinyağı, Ayvalık zeytinyağı, Akhisar domat zeytini, Akhisar uslu zeytini coğrafi işaret almış ürünlerdir. Gemlik zeytini daha bir lezzetli ince kabuklu, et oranı ve nefaseti yüksek bir çeşittir. Gemlik selesinin ününü anlatmaya dahi gerek yok.

 

Marmara ve Akdeniz’de daha çok sofralık, Ege’de ise yağlık zeytin yetişir. Akdeniz’den uzakta Çoruh vadisinde de yetişir zeytin. Özellikle de Yusufeli coğrafyasında! Buralarda mikro-iklim görüldüğü için kış ılıklığı vardır. Doğa da bu coğrafyaya zeytin gibi bir armağan sunmuştur.

 

Antalyalı Sebahat Teyze ile zeytin hakkında söyleşiyoruz. Hem Antalya’da hem de Akseki’de zeytinliklerinin olduğunu söylüyor. Akseki’deki ağaçların daha çok yağlık cinsten olduğunu anlatıyor bize:

 

“Zeytin bizim için çok önemlidir. Eskiden beri yemeklerde, kahvaltılarda vazgeçemeyiz ondan. Kulak ağrısında ısıtıp kulağa süreriz, yaralanma ve berelerde ağrıyan yerlere sürer, saç ve cilt rahatsızlıklarında kullanırız. Yeni bir fidan dikimi zaman alabiliyor, bizde yabani deliceleri aşılıyoruz, hem uzun ömürlü olsun istiyoruz. Zeytinin daha çok taşlık ve eğimli arazileri seviyor, ağaçları buralara dikiyoruz. Yere yazgı serip onun üzerine toplayıp, daha sonra bunları yağlık ve pazarda satmak üzere ayırıyoruz. Yuvarlama, kırma, çizik, dilme gibi yöntemlerle de kendi zeytinimizi kuruyoruz, kışa hazırlık.”

 

“Benim gençliğimde zeytin elde sıkılırdı. Taşlarda ezdiğimiz zeytinleri, posofundan ayırır kaynatırdık. Pek eziyetli bir işlemden geçen süreç sonunda zeytinyağını elde ederdik. Şimdi ise Manavgat’taki zeytinyağı fabrikalarına sıktırmaya götürüyoruz ve bu da bizim için çok kolay oluyor.”

 

Kimi zaman “zeytin gözlü” yâre iltifat ilhamı, kimi zaman türkülere konu ve hatta ressam Van Gogh’un tablolarına esin kaynağı olmuş. “Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman. diye kara propagandaya maruz kalmış olsa da imece usulü ile toplanan zeytin Anadolu topraklarında dayanışmanın, emeğin, sağlığın, lezzetin, hasılı yaşamın simgesi olarak kalmıştır. Nazım boşuna yazmamış:

 

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

yaşamak yanı ağır bastığından.”

 

 

Kaynakça: 

Boynudelik M. & Boynudelik Zİ. (2008) Zeytin Kitabı Zeytinden Zeytinyağına. İstanbul: Oğlak Yayınları.

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Tirilye'de Bir Taş Mektep

Tirilye'de Bir Taş Mektep

Orhan Pamuk büyük toplumsal değişimlerden sonra geçmişin sosyo-kültürel izlerinin hüzne dönüştüğünden, bu yüzden şehirlerin hüzün dolu olduğundan bahseder. İstanbul gibi… Fakat ben size bugün bambaşka bir hikaye anlatacağım…

Devamını Oku
Bekleyişler ve Gece

Bekleyişler ve Gece

Anadolu’da aşklar ağır, yavaş; Anadolu’da yazlar kurak… Ve huyudur insanın aşkını sevdiğinden gizleyip geceye anlatması. Aşığın şansıdır ki gece dut yapraklarının arasından esen rüzgarlar avluları aşıp ahşap çerçeveli pencereye ulaşır. Söylenemeyen ne varsa Anadolu’da bir gece yarısı o ahşap çerçeveli pencerelerden fısıldanır yaz geceleri.

Devamını Oku
Şemsiyelerin Ters Açıldığı Gün: Manisa Mesir Festivali

Şemsiyelerin Ters Açıldığı Gün: Manisa Mesir Festivali

On altıncı yüzyıldan bugüne uzanan, Manisa'nın yalçın dağlarına, tarihi kubbelerine teşne bir gelenek... Manisa Mesir Festivali bir kez daha ağırladı kalabalıkları, eller göğe, eller şifaya uzandı bir kez daha.

Devamını Oku