Modern Mozaiğin Soluğu: Hikmet Öz

Birbirinden farklı küçük taşların renkleri de göz önüne alınıp bir araya getirilerek resmedilmesidir mozaik. Kökeni milattan önce üçüncü binyıla kadar uzansa da bugün bildiğimiz anlamdaki mozaiklerin temeli özellikle taban süslemelerinde Mısırlılar tarafından atılmıştır. Kimi zaman bir av sahnesi, kimi zaman bir aslanın ceylanı yakalayışı, kimi zaman Dionysos'tan Zeus'a, kahramanları tanrılar olan törenler…

  • 15.02.2018
  • Cihan Yörükoğlu

Bizans dönemi, bu sanatın altın çağına, yani mozaiğin Doğu Akdeniz kültürünün vazgeçilmez bir parçası olmasına rastlar. Taşların yanı sıra camlar da işin içine girmiş, dini anlamlar yüklenmiş ve mozaik sanatı freskolarda dahi kullanılmıştır.

 

Bugün Tarsuslu bir sanatçı bu sanatı günümüze uyarlayıp devam ettirmeye çalışıyor; Hikmet Öz.

 

Hikmet Öz 1950 yılında Tarsus’ta doğmuş ve memleketini çok sevmiş, sevmekle kalmamış, Tarsus hakkında kitaplar yazmış, araştırmalar yapmış ve emekli olur olmaz da soluğu yeniden Tarsus’ta almış. Malum çalışma gailesi içinde Tarsus’tan zorunlu ayrılıklar olmuş, bu sürede Hikmet Öz ülkenin kültür hayatına birçok katkı sunmuş.

 

İlkin meslek yaşamına öğretmen olarak başlamış, ama kısa bir süre sonra istifa etmiş ve Tarsus Belediyesi’nin Kültür Müdürlüğü görevini yürütmeye başlamış. Bu süreçte dahi yurtiçi ve yurtdışında resim sergileri açmış. Sonrasında Kültür Bakanlığı bünyesinde çalışmaya başlayıp da tayini bir süre sonra zorunlu olarak Ağrı’ya çıkınca emekliye ayrılmış, fakat bir süre sonra Kültür Bakanlığı tarafından yeniden göreve çağrılmış. Nihai emeklilik vakti gelince de memleketi Tarsus’a kavuşmuş.

İşte Modern Mozaik Tekniği adını verdiği yöntemi de Tarsus'ta geliştirmiş. Toroslara çıkıp taşlar toplamış, öyle ki kendisini tanıyan halk arasında adı "Taşçı Hikmet"e çıkmış. Bu yöntemin temel özelliği hiçbir kimyasal boya kullanmadan tamamen doğal renkler kullanılıyor olması.

Mozaik sanatının “ruhundan” da sapmamış Öz; halen geçmiş ile uyumlu eserler ortaya koyuyor. Tıpkı eski mozaikler gibi efsaneleri, hikayeleri işliyor. Uyguladığı teknik benzersiz ve zahmetli…

 

“İşte bu yüzden” diyor kendisiyle tanışan gazeteci Mehmet Canbolat, “ürettiği eser sayısı yüzü geçmez muhtemelen…”

 

Zira tek bir eseri ortaya çıkarmak bile epey zaman alıyor. Taşları bulmak başlı başına bir iş… Taştan bol ne var denebilir, ama durum bu kadar basit değil. “Taşların her birinin kendi rengi vardır” diyor Hikmet Öz, “hiçbiri sıradan değiller…” bu renkleri ortaya çıkarmak asıl meziyet.  Öz, önce resimde kullanacağı renklerle uyumlu taşları topluyor doğadan ve o taşları un ufak oluncaya kadar parçalayıp toz haline getiriyor. Sonra bu tozdan elde ettiği rengi hiçbir kimyasal kullanmadan tuvaline yansıtıyor.

 

“Bunu yaparken taşların içindeki enerjiyi bana yönlendirdiğini hissediyorum” diyor. Taşın cinsi hiç mi hiç fark etmiyor, bazen ufak bir çakıl taşı, bazen kocaman bir kaya; hepsi olabilir. Yani resimlerinde kullanacağı renkleri elde etmek için kaynak sınırsız, hayal etmek serbest. Kimi zaman resmi kafasında çizip ona uygun renkleri ararken, kimi zaman gördüğü bir taştan çıkaracağı renk bile hayal gücünü tetikleyebilir.

 

Hikmet Öz biraz da kırgın aslında, değer bilmenin bir meziyet olmadığı ülkemizde o da bundan payına düşeni alıyor elbet. “Bazen kıymet bilinmesi için cartayı çekmek gerekir” diyor o yüzden. Bir yazısında değiniyor bu vefa konusuna, “gerçekten üreten sanat insanlarını yadsımayalım. Devletine, insanına ve topluma küskün sanatçılar yaratmayalım.”

 

Ayağınıza taş değmesin Hikmet Öz

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Tohumdan Hasata Bir Anadolu Öyküsü: Ekmek

Tohumdan Hasata Bir Anadolu Öyküsü: Ekmek

Sofralarımızın vazgeçilmezi belli başlı hasletlerimizden olarak gördüğümüz, o olmasa karnımızın doymadığı ekmek, eski çağlardan beri topraklarımızın demirbaşı.

Devamını Oku
Korykos'ta Heybetli bir Uğrak: Kız Kalesi

Korykos'ta Heybetli bir Uğrak: Kız Kalesi

Mersin, turunçgilleri, denizi, sıcağı, tarihi, birçok etnik köken ve coğrafyadan insanı, verimli toprakları, şehir merkezinde yürürken dalından koparıp tadabileceğiniz meyveleri, zengin mutfağı, limanı ve efsaneleri ile Akdeniz’in o cümbüşlü şehirlerindendir. Bu zengin şehrin gözbebeği ise Kız Kalesi’dir.

Devamını Oku
Hayalden Tuvale: Şermin Ciddi

Hayalden Tuvale: Şermin Ciddi

Anadolu kültürüne vurgun, İstanbul’a tutkun, bir çağdaş minyatür ve tezhip ehli o. Gelenekten geleceğe köprü bir sanatkâr. Sınırlardan ve çağlardan aşkın bir elçi belki de… 

Devamını Oku