Karadeniz'in Uyuyan Prensesi

Sesamos, Amastris, Samastro ve son adıyla Amasra… Fatih Sultan Mehmet'in şehri izlerken lalasına "Lala! Çeşm-i cihan bura mı ola?" diye sorduğu diyar burası. Hititlerden başlayarak birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, Karadeniz'in uyuyan prensesi.

  • 20.03.2018
  • Buse Sayla

Neden uyuyan prenses? Çünkü bugünkü Amasra, ismine en yakın telaffuzu Kraliçe Amastris’ten almakta. Uyumasının sırrı hala mahfuz. Fatih’in bile hayran olduğu çeşm-i cihan, tepeden görüntüsü ile adeta güzeller güzeli bir prensesi andırmakta. Gün batımı görün bir de bu güzeli. Güneşin kızıllığı sarmalamışken tüm şehri. Prensesin uzun kızıl saçları savrulsun dört bir yana.

 

Günümüzdeki tarım arazilerinin altında; Hititlerden Fenikelilere, Romalılara ve Cenevizlilere kadar tüm uygarlıklardan kalan eserlerin olduğu düşünülmekte. Kemere köprüsü, Tavşan adası, Akdenizi andıran plajları, nostaljik evleri, Ceneviz kalesi, dokunulmamış doğası ve dokusu ile tarihin harmanlanışı Amasra’yı eşsiz kılan şeyler belki de. Tarih boyunca çok fazla uygarlık ve imparatorluk görmüş olması muhakkak tesadüf değil. Doğal güzelliğinin yanı sıra ticari merkez olması, denizcilerin uğrak durağı olması ve verimli topraklara sahip olması boş bırakmamış Amasra’yı.

Tırmanılan dağlardan inerken, arabanın sağ camından deniz yüzünü gösterdiğinde o küçük yarımada gülümsüyor size. Karadeniz'in hırçın dalgalarını bile ehlileştiriyor. Barış, huzur dolu bir yer imgeliyorsunuz.

Amasra’nın yolculuğu milattan önce 14. yüzyılda başlıyor. Sırasıyla Gaskalar, Hititler ve Fenikeliler yerleşmiş. Fenikeliler burada koloniler kurmuş. Daha sonra o zamanki adıyla Sesamos’a İonlar yerleşmiş. Lidyalıların egemenliğinden sonra 580 yılında Persler tarafından alınmış Sesamos. Makedonya Kralı Büyük İskender şehri Perslerden kurtarmış ancak Persler arayı bozmamak için nikahın kerametine bel bağlamış. Pers prensesi Amastris, Herakleia (Ereğli) tiranı Denys ile evlenerek şehre kraliçe olmuş. Şehir en parlak dönemini bu zaman diliminde yaşamış, prensesin adına paralar bastırılmış. Gel gör ki iki oğlu Amastris’i Karadenizin soğuk sularına atarak bu dönemi sonlandırmış. Ardından Roma, sonra Bizans İmparatorluğunun hakimiyetine girmiş şehir. Malazgirt savaşından sonra bölgeye yavaş yavaş Türkmenler gelmeye başlamış. Zayıflayan Bizans, Amastris’i denizcilik ve ticaret ile uğraşan Cenevizlilere kiralamış. Cenevizlilerden sonra Osmanlı İmparatorluğu sayfası açılmış. Fatih Sultan Mehmet’in 1460’ta dünyanın gözüne benzettiği Amastris nihayet Amasra olmuş.

 

Bu hatıranın bir kısmına, Bizans yapımı olan ve Osmanlı döneminde onarımlar geçiren muazzam manzaralı kale bekçilik yapıyor. İki bölümden oluşan kaleyi şehrin simgesi olan Kemere Köprüsü bağlıyor. Üstelik kale UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası geçici listesinde. Amasra halkı kalıcı olması için uğraşıyor. Kaleye çıktığınızda her şey ayaklarınızın altında, adeta Dünya’nın gözü üstünüzde.

 

Bu kadar uygarlığa ev sahipliği yapan Amasra bırakın size de ev sahipliği yapsın. Tarih ve doğa tutkunuysanız burası tam size göre. Prenses yazın sizi çağırıyor…

 

Kaynakça:

Amasra Valiliği, Amasra Tarihi.

Kültür Portalı, Amasra Kalesi.

Amasra Kalesi.

Milliyet. Amasra'dan 5 Bin Yıllık Tarih Fışkırıyor.

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

İstanbul’un Mistik Yüzü

İstanbul’un Mistik Yüzü

İstanbul’un envai çeşit mistik mekanından biri de şehrin denize en yakın ve en yüksek tepesi olan “Yuşa”dır. Yuşa Tepesi, büyüleyici manzarasıyla olduğu kadar, manevi havasıyla da özel bir konuma sahiptir. Tepenin kutsiyeti, üzerinde antik çağda adına yapılan bir tapınağın bulunduğu, “İyi Rüzgarlar Efendisi Ourios”a kadar dayandırılmaktadır.

Devamını Oku

Galata’dan

Şehrin görmüş geçirmiş yüzüdür Galata. Yolcu ile hancıyı, haklı ile haksızı, sâki ile garsonu ayırt edendir o. Yokuşlara vuranların derdini, sokak kedilerinin sıkılgan nefesini, kaldırımların ağlamaklı taşlarını bilir, bildirir Galata.

Devamını Oku

Saklı Cennet Beyşehir

Bir şehir düşünün bir yanıyla İstanbul’un boğazını, bir yanıyla Karadeniz’in havasını andıran. Öyle bir şehir düşünün ki Mevlana diyarının göz bebeği, Akdeniz’in yaylası… Bir kere gelenin ayrılamadığı, gitse de unutamadığı…

Devamını Oku