Bir Zorlu Zanaat: Mıhlayıcılık

"Ben sana mecburum bilemezsin, Adını mıh gibi aklımda tutuyorum"

  • 28.10.2018
  • Emine Nural Öztürk

Atilla İlhan’ın unutulmaz mısralarındaki mıhlamak kelimesinin “yerleştirmek, çakmak veya sabitlemek” anlamlarına gelmekte olduğunu hepimiz biliriz. Pırlanta, elmas, zümrüt, yakut, safir gibi değerli taşların altın ve gümüş gibi metal taş yuvalarına yerleştirmek, süslemek işine de mıhlama sanatı deniyor. Bu sanatla ilgilenenlere verilen isim ise “mıhlayıcı”. Bu zanaatte çelik kalemler tahta ve demir mengene, matkap, pense gibi çok çeşitli aletler kullanılmakta.

 

Bugün Kapalıçarşı yakınlarındaki Karadeniz Han’da yılların Mıhlama Ustası Sevan Çavdar ile beraberdik. Sevan Usta ömrünü ve yıllarını bu güzide zanaate vermiş çok kıymetli bir sanatçı. Atölyesinde yıllardır titizlikle mıhlama zanaatini sürdürmekte.  O datüm zanaatkarlar gibi alanının yeteri kadar değer görmemesinden ve yeterli çırak yetişememesinden muzdarip.

Güzide ülkemizin bu alanda dünya çapında markalar çıkaramaması, insanların mıhlama ustasından çıkan bir mücevherdense fabrikasyon ürünleri fahiş fiyatlara almaları üzerine hasbihal ettik ustamızla. Kendisine hak vermemek elde değil, hele de bu kişi yıllarını bu sanata adamış bir kişi ise.

Mıhlama ustasından çıkan her bir ürün eşsiz ve bir benzeri yok. Her mücevherin her takının arkasında bir hikaye var. Hangi duyguyu katarak yaptığınız çok önemli. Bu sebeptendir ki mıhlama ustasından alınan bir takı yahut mücevher elbette binlerce on binlerce kopyası olan bir üründen çok daha anlamlı, hikayeli ve kıymetlidir.

Siz siz olun bir sonraki alışverişinizde tüm bunlara kulak verin. Ustaların el izlerini hissedin. Madde geçici ancak onun ruhu ve hikayesi baki…

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Minarelerin Ustası

Minarelerin Ustası

İslam mimarisinin ve düşüncesinin önemli unsurlarından biri olan minareler, yeryüzünden semalara şahitlik eden tek nesnedir bu coğrafyada. Belki bu eğri dünyada dosdoğru olan, ağıtların saba makamında okunduğu ebedi bir yolculuktur...

Devamını Oku
Kalıpların Sultanları: Sadekarlar

Kalıpların Sultanları: Sadekarlar

Kapalıçarşı'nın yorgun hanlarından uykusuz yollarından geçtik. Önümüzde arkamızda bizi sobeleyen düzinelerce küçük dükkan. Kimi aşağı kimi yukarı kimi önde kimi arkada kimi yeşil kimi sarı kimi kızgın kimi uysal... Gözünüze çarpan çokça şey var ama bir de çarpmayanlar var. Sadekarlar!

Devamını Oku
Mavilerde Bir Orhan Veli

Mavilerde Bir Orhan Veli

Aşiyan'da Boğaz'a meftun bir garip yatar. Gelip geçen bilir mi bilinmez. Üstüme vazife mi insanı yolundan çevirmek? Zaten "ne adını biliyorum, ne günahını..."

Devamını Oku