İstanbul’da Bir Kabak Kemane Ustası

 İstanbul’un karmaşasının orta yerinde, Mecidiyeköy’de yükseliyor müzik sesleri ’89 Manisa doğumlu genç usta, müzisyen Ruşen Can Acet’in ellerinden. Bütün engelleri aşıp evinde kurduğu atölyesine girince ortada ciddi bir çalışma olduğunu görüyoruz, hayranlığımız daha da artıyor.

  • 14.11.2016
  • Aybüke Taşdirek

Müzisyenlik aile geleneği… Öyle ki annesi ve babası saz kursunda tanışıyorlar. Uşaklı Halil Çelik ustanın ellerinden çıkan kabak kemaneyi dayısının ona hediye etmesiyle başlıyor Ruşen’in tutkusu henüz çocuk yaşta. Kabak kemane yapmaya ise 18 yaşında başlıyor Manisa’da. Şimdi ise Mecidiyeköy’deki atölyesinde sürdürüyor çalışmalarını. Mezuniyetten sonra 1 yıl New York’ta yaşıyor. Orada tanıştığı sufi müziği yapan İranlı bir müzisyen ile Central Park’ta, metrolarda, sinagoglarda, en ilginci ise Bahamalar’ın Hindu tapınaklarında konserler veriyorlar.

Ruşen’in oldukça geniş bir müzik dağarcığı var. Farklı türleri harmanlamaya teşne. Çok sesli müzikle de esaslı bir mecrada ilgileniyor: Ruhi Su Dostlar Korosu’nda. Öte yandan enstrümanlarda da çok sesliliği arıyor. Kerim-Selim Altınok ile kurduğu “3×2” adlı gruplarında çok sesli çalışmaya özen gösteriyor.

 

“Büyük bir duygusal birikim var, müzik onu eşsiz bir enerjiye dönüştürüp insanlara aktarıyor.”

Ahşap işçiliğine olan ilgisi onu daha nitelikli ve farklı ağaçlardan mamul Kabak Kemaneler yapmaya yönlendiriyor. Makine mühendisi olan Ruşen’in Kabak Kemane yaparken en büyük amaçlarından biri de mühendisliği müzikle yoğurarak, bilimsel gerçeklere dayanarak daha iyi tınısı olan kemaneler üretmek. Üniversitede kompozit maddelerden kabak kemaneler yapıp, onların ses performanslarıyla ilgili çalışarak esaslı bir bilgi birikimi edinmiş. Bu birikimi kullanarak iyi ses kalitesi ve standardı olan kabak kemaneler çıkarmaya çalışıyor atölyesinden. Anadolu’da yapılan çalgıların Batıdakilere göre dezavantajlı olmasını bu standart eksikliğine bağlıyor. El ustalığının önemi kadar mühendislik hesaplarının da önemli olduğunu, ses kalitesi kadar çalgı malzemesinin zamana direnmesinin de önemli olduğunu düşünüyor.

“Müzik bir matematik işi” diyor Ruşen. Gelişmek, dünyaca tanınmak istiyorsak aşk kadar teknik de önemli. Böylesine ileri görüşlü bir müzisyenin ellerinden çıkacak kabak kemanelerin bir gün tüm dünyada tanınacağından hiç kuşkumuz kalmadan, umut dolu ayrılıyoruz genç ustanın yanından.

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Fatih’te Hassas bir Atölye

Fatih’te Hassas bir Atölye

Hassas döküm heykel ustası Gıyasettin Gelir 25 yıldır bu mesleği icra ediyor. Mum ve kauçuk maddeler kullanılarak kalıp çıkarıyor ve çıkardığı kalıplara altın, gümüş ve bronz gibi madenler dökülerek içi boş heykeller ve gereçler üretiyor. İstanbul Fatih’teki emektar atölyesinde altı çalışanıyla birlikte diğer atölyelere ve mağazalara heykeller, hassas kapı kolları, çaydanlık parçaları gibi hassas ürünler sunuyor. Mum döküm ustası Gıyasettin Gelir’in sırrı, zanaatinin zarafetinde saklı.

Devamını Oku
Bin Yıllık Ellerden

Bin Yıllık Ellerden

Vurur zülfün teli gönüle Birkaç damla yaş karışır Görele’nin seline...

Devamını Oku
Saz ve Söz: Neşet ile Leyla

Saz ve Söz: Neşet ile Leyla

Sazın ve sözün ötesinde, bu ıslak toprakların kurutamadığı yanık türkü, Neşet Ertaş…

Devamını Oku