Eski Erzurum Evleri

Buram buram tarih kokuyor eski Erzurum evleri. İç içe tasarlanmış odalara sinmiş ataerkil aile bakiyesi. Büyükbaba, büyükanne, baba, anne ve çocuklardan oluşan bu kalabalık ailenin düzeni, İslam’ın esaslarına göre bir yaşam sığınağına dönüşmüş eski Erzurum evlerinde.

  • 02.12.2016
  • Emelcan Pehlivan

Tandırlar, bakırlar ve ahşap işçiliğinin enfes örneklerinden sedirler… Hangi dedelere nasip oldu kim bilir bu sedirlerde Kurtuluş yıllarını yad etmek. Kumaşlara sarılı bir tarih sanki bu sığınak: minderler, perdeler ve kilimler… Yanı başımızda yer sofrası, onun hemen yanında odun sobası, üzerinde çaya nâzır demlikler… Misafir gelse, soba ateşlense, demlense muhabbet çayı, tanrı misafiri sıcağında.

Biraraya getirilmiş eski Erzurum evleri, misafire, yolcuya, kültür yoldaşına göstermek için bu gelenek sığınağını. Siyamı Bey yürütüyor işletmeyi. İlk başlarda eskiye dair ne varsa kendi elleriyle toplamaya başladığını, topladığını onardığını, sonuçta hayalin bu güzel sığınağa evrildiğini anlatıyor ilk günkü hevesle. Hem sitemle, hem minnetle, bir amca katılıyor sohbete. Buraya yolu düşen yetmişlik bir amcanın gözü yaşlı söylediklerini aktarıyor:

Eski zamanları hatırladım, evlat. Ben de bu evde doğdum, büyüdüm. Annemin bana ilk seslendiği, babamın bana ‘odun getir oğul, sobayı yak’ diye buyurması aklıma geldi. Ben 30 yıldır İstanbul’da yaşıyordum. Şimdi yıllar sonra gelip çocukluk anılarıma dönmüş olmak tarifsiz bir duygu.

Hasılı, her odası eskilerden samimi bir hatıra, kıymetli birer kültür mirası: yolu buradan geçene değil, yolunu buraya düşürene layık.

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Adem Abi

Adem Abi

İskilipli Adem Abi... Emre Bostancı'nın objektifinden...

Devamını Oku

İstanbul’un Göbeğinde Bir Anadolu Kasabası

“İstanbul’un göbeğinde bir Anadolu kasabasında yaşıyor gibi hissediyorum…” diyerek heyecanla anlatıyor Suna Hanım. Anadolu kasabasından kastı ise; herkesin birbirini tanıdığı, selamlaştığı, yardımlaştığı, bir ve beraber olduğu mekan: Kuzguncuk.

Devamını Oku

Galata’dan

Şehrin görmüş geçirmiş yüzüdür Galata. Yolcu ile hancıyı, haklı ile haksızı, sâki ile garsonu ayırt edendir o. Yokuşlara vuranların derdini, sokak kedilerinin sıkılgan nefesini, kaldırımların ağlamaklı taşlarını bilir, bildirir Galata.

Devamını Oku