Tarhananın Göçü

Yürümek… Bir adım, sonra bir adım daha atarak saatlerce, günlerce, aylarca, yıllarca süren bir yürümek. Adım attıkça gündüzün geceye dönüşüne, yazın kışa dönüşüne şahit olmak, hep biraz daha fazlasını, yurdunu, aramak, göçmek… Diyardan diyara göçerken, mevsimler değişirken doğa karşısında doğa yardımıyla hayatta kalmanın yolunu öğrenmek…

  • 04.01.2017
  • Dilara Anahtarcı

Genetiğimize kazılı bu mücadeleci yaşayış, atalarımızın yadigarı. Bugün sevdiklerimizle oturduğumuz sofralarda gördüğümüz nimetlerin birçoğu bu yaşayışa, bu kültüre ait. Bir kültür ki doğanın tüm mucizelerini her bir zerresine kadar kullanmayı öğrenmiş ve bunu öğreterek nesilden nesile aktarmayı başarmış.

 

Bu aktarımlardan biri günümüzde sofraları buruk kokusuyla, üzerindeki dumanıyla bereketlendiren tarhana. Geçmişi Orta Asya’ya kadar uzanan bu fermentasyon mucizesi gıda, dünyanın ilk hazır çorbası olarak biliniyor.  Tarhana, Türklerin ‘’kurut’’ adını verdikleri un, tuz, çökelek, kurutulmuş et ile hazırlanan kışlık yiyecek çeşitleri arasında yer alır. Ana malzemesi tahıl ve yoğurt olan tarhanının  içine konan farklı malzemelerle yöreden yöreye farklılık gösteren birçok çeşidi var. Un Tarhanası, Göce Tarhanası, İrmik Tarhanası, Karışık Tarhana, Domatesli Tarhana, Uşak Tarhanası gibi sayabileceğimiz yaklaşık 50 çeşit tarhana olduğu biliniyor.

Anadolu, Orta Doğu ve Balkanlar’da tüketilen tarhana farklı ülkelerde farklı adlandırılmış: trahana (Arnavutluk), trahanas (Yunanistan), kishk (Lübnan).

Divanü Lügati’t Türk’te tarhana için, yazdan kışa saklanan yoğurt anlamında “tar” kelimesi kullanılmış,  Türk sözlüklerinde ilk olarak Kıpçak ve Mısır Memluk Türklerine ait deyişler arasında “tarhanah” şeklinde yazılmış ve Fatih Sultan Mehmet döneminde “terine” olarak bilinmiş.

 

Tarhana kelimesinin nasıl ortaya çıktığına dair çeşitli rivayetler var: “Bir zamanlar bir Sultan var imiş. Diyar diyar gezer, gezdiği her diyarda evleri ziyaret eder, sofralara konuk olurmuş. Bir gün Sultan, dar gelirli bir ailenin kapısını çalmış ve sofralarına misafir olmak istemiş. Evin hanımı evde bulduğu malzemelerden bir karışım yapıp Sultan’a sunmuş. Sultan bu çorbayı pek beğenmiş adına da ‘’darhane’’ çorbası demiş.” Bu kelime zamanla değişerek günümüzde kullandığımız tarhana olmuş.

 

Asırların hatırasını taşıyan bu bereketli çorbanın sofralarımızdan eksik olmaması temennisiyle…

 

 

Referanslar

Altun, İ. (2015). Tarhana and Tarhana Soup Traditionally Made in Kahramanmaraş-Elbistan. Iğdır University Journal of the Institute of Science and Technology, 5(1) pp. 45-49.

Coşkun, F., (2014). History of Tarhana and Types of Tarhana in Turkey. Electronic Journal of Food Technology, 9(3) pp. 69-79.

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

İstanbul’un Göbeğinde Bir Anadolu Kasabası

“İstanbul’un göbeğinde bir Anadolu kasabasında yaşıyor gibi hissediyorum…” diyerek heyecanla anlatıyor Suna Hanım. Anadolu kasabasından kastı ise; herkesin birbirini tanıdığı, selamlaştığı, yardımlaştığı, bir ve beraber olduğu mekan: Kuzguncuk.

Devamını Oku
Elli Beş Yıllık Bir Terzi Hikayesi

Elli Beş Yıllık Bir Terzi Hikayesi

Hayattaki her meslek için çıraklıktan başlanması gerektiğini düşünen bir usta… Aşağıda öğrenmezsen yukarıda yapamazsın diyor. Yılların birikimini ve hünerini paylaşmak için can atan, ürettiğinden zevk alan ve işini sevgiyle icra eden bir terzi Mehmet Kamil Usta.

Devamını Oku
Girizgah III

Girizgah III

Teskin eden nedir insanı onca hengameden sonra? Ya martıların esrik kahkahası, ya çekiçlerin sebatla vuruşu bakır parelere. Hele bir gözler görmesin kalabalık çarşıları, hele bir siftah yapmasın usta, hele arşınlanmasın patikalar yorulmaksızın, o zaman özler insan huzuru.

Devamını Oku