Mesir Tadında Bir Şehir: Manisa

Hiç, bir yerden ilkin nefret edip sonra sevdiğiniz oldu mu? Benim oldu! Öyle bir sevip bağlandım ki sonradan bir yere gidemez oldum bu kendinden menkul, İzmir’in gölgesindeki mahzun Manisa’dan.

  • 06.01.2017
  • Buse Sayla

Çocukluğumu ve gençliğimi geçirdiğim, nerelisin diye sorduklarında “Manisa” cevabını verdiğim şöhreti hakikati aşan bir memleket burası. Lidya’dan Osmanlı’ya uzanan uygarlık dizininin demirbaşı olan bu kent ilginç tarihsel uğrakların da varisi. Öyle ki, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesini, hazırladığı 41 çeşit bitki ve baharattan oluşan şifalı karışım ile tedavi eden Merkez Efendi, süregiden mesir macunu efsanesinin de önderi.

UNESCO somut olmayan kültür mirası listesine 2012 yılında giren “Mesir Macunu Festivali” asırların şifalı mesir geleneğini de her yıl tazeliyor. Manisa’da festival geçici, lakin Ege insanının sıcaklığı ve şehrin konforu kalıcı…

Şehrin seyir mecrası ise Spil Dağı. Yazın kavruk sıcağını, kışın zemheri soğuğunu şehre yansıtır Spil. Bununla da kalmaz, nice rivayete beşiklik eder. Kimine göre ilk mıknatısın bulunduğu yerdir. Çobanın biri ucu metalden asasını toprağa vurduğunda kaldıramamış; bunu fark edenler kente mıknatıs anlamında “Magnesia” ismini vermişler. Dahası, antik zamanda Gediz ovası henüz Ege ile kaplıyken Spil’de gemilerin çapaları bulunurmuş. Acıklısı, Spil yolundaki ağlayan kaya, evlatları Apollon ve Artemis tarafından öldürülen ve Zeus’un taşa çevirerek ıstırabına son verdiği Niobe’nin gözyaşlarıymış.

 

Kentin bugünkü samimiyetini sağlayan bu unsurlar mıdır, yoksa çocukluğun rengarenk hevesinin yerini yaşanabilir ve rahat bir kente olan özlemin alması mı? Günlerin getirdiği olaylar ve insanlar geçer ama mekan aynı kalır. Hayatın sadık gözlemcisi mekan, gelip geçen insanları ve havadisleri hatırlatır. Öyle ki, şehirler ve mekanlar oradaki insanların yüzleri olur. Manisa asırlardır ağırladığı insanların simalarını, hatıralarını saklar kuytularında. İnsan bu kuytuları bırakıp gidebilir mi çok mecbur olmadıkça?

 

Hiç, bir yerden ilkin nefret edip sonra sevdiğiniz oldu mu? Benim oldu, bu bencileyin şehir Manisa’da.

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

İstanbul'un Sırdaşı

İstanbul'un Sırdaşı

Bazen bir bina, bir binadan çok daha fazlasıdır. Bazıları “ah şu duvarların dili olsa da konuşsa” dedirtir insana. Yüzyıllardır etrafındaki şen kahkahalara ve derin acılara şahitlik eden Galata Kulesi de şehrin demirbaşlarından. Zamana şahittir Galata, zamanın barındırdıklarına…

Devamını Oku
Falezlerin Üzerindeki Tarih: Antalya Kaleiçi

Falezlerin Üzerindeki Tarih: Antalya Kaleiçi

Bergama krallığı, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına ev sahipliği yapmış, tarihi dar sokakları, restore edilmiş şirin mi şirin evleriyle yılın her ayı gezginleri görebileceğiniz, sokakları denize açılan, falezlerin üzerine kurulmuş bir güzellik abidesi: Antalya Kaleiçi.

Devamını Oku
Tirilye'de Bir Taş Mektep

Tirilye'de Bir Taş Mektep

Orhan Pamuk büyük toplumsal değişimlerden sonra geçmişin sosyo-kültürel izlerinin hüzne dönüştüğünden, bu yüzden şehirlerin hüzün dolu olduğundan bahseder. İstanbul gibi… Fakat ben size bugün bambaşka bir hikaye anlatacağım…

Devamını Oku