Bir Tango Bestekarı: Necip Celal

“ben de gönül çektim eskiden/ yandı hayatım bu sevgiden/ anladım ki bir aşka bedel/ gençliğimmiş elimden giden”

  • 12.01.2017
  • Berkin Şafak Şener

“Duydunuz mu? Nazır Mehmet Celaleddin’in oğlu olmuş!” diye fısıldanır yüzyılın hengamesine gebe İstanbul sokaklarında. Necip olsundu adı, soyunu sürdürsün, yüceltsindi. Lakin gencecikken kapkara bir perde indi gözlerine. Şifa bulmaya ağabeyinin peşinden Almanya’ya uzandı yolu. Doğu Akdeniz müziğinin demirbaşları kanun ve uddan sonra Profesör Habermann’dan keman dersi aldı. Memlekete dönünce Tahir Sevenay’dan ders alıp ilk fokstrotlarını besteledi. 

Lakin esas şöhret “Mazi” bestesiyle gelecekti. Sözleri Necdet Rüştü Efe’ye ait besteyi Seyyan Hanım, o güvercin tedirgini sesiyle meşhur edecekti.

“Sevgim tek kaynağımdır. Kendimi hiç zorlamam. Daima hislerimin elinde işlerim ve ekseriya geceleri çalışırım. 1929'da bir başkasını hakikaten çok seviyordum. Bu kız İstanbul'dan uzaklaşmak mecburiyetinde* [kalınca] geç vakit Boğaz’da çok sevdiğim İstinye’ye döndüm. Karşıdaki sırtlardan yükselen mehtabın akan sulara serptiği sarı parlak benekler koyu yeşil dalgaların üstünde kah uçuşuyorlar kah batıp biraz sonra yine beliriyorlardı. O zaman sağlam olan gözlerimi, bu sarı parıltıların üstünde tespit ettim. Zerreler büyüdü ve karşımda bana iki satır mektup bile yazmadan meçhule uçup giden sevgilinin hayali belirdi. Bir müddet ona baktım. Az sonra bu hayalle gözlerimin arasında gittikçe kalınlaşan bir buzlu cam belirdi. Zira ağlıyordum. Kafamın içinde akisler yapan melodinin peşi sıra hemen piyanoya oturdum ve ilk tangomu besteledim.”**

 

 

Dinlerken nicelerini maziperest yapacak bu bestenin olası şöhretini düşünerek gösterişli dizeler de yazmıştır Andel. “Geçmiş zaman olur ki hayali cihana değer” sözünün kendisine ait olduğu rivayet edilir. Yazılanlar ve söylenenlerin debdebesi bir yana gözleri görmeyen bir bestekar olmanın ağırlığı tüm bestelerinde hissedilir Andel’in. Seksen küsur sene sonra dahi genç hanendelerce icra edilen besteleri radyolardan ve kayıtlardan Anadolu evlerine misafir olmaktadır hala. Henüz 28 yaşında verdiği mülakatta “ne tarafına dokunsak elem ve ıstırap dolu bir hayatın ağır havasıyla başımız dönüyor…”* diye yazılmış. Bugün ise ferah bestelerinin naif rüzgarları esiyor şehirlerimizin semalarında.

 

 

*30 Sonkanun 1935, Perşembe Dergisi

**Ertaş, E. “Necip Celal Andel: Mazi kalbimde bir yaradır.” http://emirertas.blogspot.in/2015/03/necip-celal-andel-mazi-kalbimde-bir.html

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Kalıpların Sultanları: Sadekarlar

Kalıpların Sultanları: Sadekarlar

Kapalıçarşı'nın yorgun hanlarından uykusuz yollarından geçtik. Önümüzde arkamızda bizi sobeleyen düzinelerce küçük dükkan. Kimi aşağı kimi yukarı kimi önde kimi arkada kimi yeşil kimi sarı kimi kızgın kimi uysal... Gözünüze çarpan çokça şey var ama bir de çarpmayanlar var. Sadekarlar!

Devamını Oku
Eski Erzurum Evleri

Eski Erzurum Evleri

Buram buram tarih kokuyor eski Erzurum evleri. İç içe tasarlanmış odalara sinmiş ataerkil aile bakiyesi. Büyükbaba, büyükanne, baba, anne ve çocuklardan oluşan bu kalabalık ailenin düzeni, İslam’ın esaslarına göre bir yaşam sığınağına dönüşmüş eski Erzurum evlerinde.

Devamını Oku
Sevgilerle Zeki Müren

Sevgilerle Zeki Müren

Bodrum birçok kişi için deniz, güneş, eğlence demek olabilir ama tarihi, sosyal ve sanatsal açıdan da insanı doyurabilen bir yer. Yaşarken de tatil için gelindiğinde de ajanda yelpazesini geniş tutup çeşitlendirmekte fayda var. Bu çeşitliliğe ilk olarak eklenebilecek şey sanat güneşimiz Zeki Müren’in ömrünün son yıllarını geçirdiği Bodrum’daki evi.

Devamını Oku