Yaşayan Müze: Beypazarı

Mimarisiyle ünlü Beypazarı'nın tarihi beyaz konaklarının şanını hepimiz biliriz. Bu güzel yapılardan birinin restore edilmesiyle 2007'de kurulan Yaşayan Müze, hem bir halk bilimi çalışması hem de bir açık hava müzesi.

  • 07.02.2017
  • Merve Erzincan

Daha önce hiç deneyimlemediğiniz bambaşka bir kavrayışla karşılıyor sizi Yaşayan Müze. Kapısından girerken, 21. yüzyılı da dışarıda bırakıyor, adeta eski bir kitabın içine dalıyorsunuz.

 

Girişte, ev sahibeniz güler yüzü ve geleneksel kıyafetleriyle karşılıyor. Tekerlemelerle başlıyor konuşmaya, içeri buyur ediyor. Alışılageldik müze anlayışının dışına çıkacağınızı hemen anlıyorsunuz böylece. Bambaşka bir havaya bürünüyor her şey. Şaşırtıcı geliyor önce, ama hemen hoş bir samimiyet ve heyecan kaplıyor içinizi; çünkü her şey aslında oldukça tanıdık.

 

Müze, her odasında ayrı bir kültürel miras sunuyor. Sunmak derken, yalnızca camekan ardından bakıp geçmelik değil, yaşayarak öğrenmelik!

Bir odasında ahşap işçiliği, ebru gibi sanatları denedikten sonra, üst kattaki "Masal Ebe" odasında kalabalıkla minderlere oturarak masal dinlemelik. Evet, çocukken hepimizin en keyif aldığı, akşamları heyecanla beklediği zamanlardan biriydi belki de, uyumadan önce masal dinlemek. Anlatılanların büyüsüne kapılır, hayalimizde canlandırırdık her şeyi. O tatlı zamanların içimizi tekrar ısıtması için samimi bir davet Yaşayan Müze. Masal sonunda sorulan bilmecelere doğru cevap verince şeker kazanmak da cabası!

 

Başka ne vardı eskilerden kalan? Topaç çevirmek, orta oyunu, maniler, Karagöz ve Hacivat... Hayatımızın bir parçası olduğunu kendimizin bile fark etmediği şeyleri bize hatırlatıyor bu müze. Anadolu kültürünü yaşatmak için atılmış en güzel adımlardan biri.  Beypazarı ziyaretlerinin en güzel uğrağı olacağı kesin. Yaşayan Müze, sıcacık karşılıyor bizi, farklı şehirlerde de olsa içinde doğduğumuz Anadolu kültürüyle bize evimizmişçesine "hoş geldin" diyerek…

           

Ayrılmadan önce bahçesinde oturup Osmanlı şerbeti veya bakır cezvelerde pişirilmiş bol köpüklü Türk kahvesi içmeyi de unutmayın. Hatta bir de fal kapatın, eksik kalmasın!..

 

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Son Durak Yusufeli

Bakir güzelliğiyle hayranlık uyandıran bir coğrafya kucak açıyor memleketin şirin bucağı Artvin’e. Gözlerin yeşile, kulakların su sesine doyduğu bu küçük sınır şehrinde bir cennet saklı: Yusufeli… Çok değil, birkaç yıl sonra baraj suları altında kalacak olan, henüz keşfedilmeden silinip gidecek, sil baştan tarih yazmaya çalışacak bir cennet burası.

Devamını Oku
Ani Bir Dünya Ama Dünya Bir Ani Değil

Ani Bir Dünya Ama Dünya Bir Ani Değil

Ne vakit Ani Harabelerinden bahseden bir metin takılsa gözüne “Ani bir dünya, ama dünya bir Ani değil.” sözünden başkasıyla karşılaşmazsın. Ki gidince anlarsın bu sözün haklılığını.

Devamını Oku
Binyıllar Öncesinden Bugüne Çatalhöyük

Binyıllar Öncesinden Bugüne Çatalhöyük

Bundan 9400 sene önce yaşasaydınız gözlerinizi nasıl bir güne açardınız? Bunu hafızada canlandırmak zor olsa da, Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde 25 Ekim'e kadar sürecek olan Çatalhöyük sergisinde, sanal gerçeklik gözlükleri ile 9400 yıl öncesinin günbatımını izlemek ve boynuzlarla dekore edilen Çatalhöyük evlerinin içinde yemek yemek mümkün!

Devamını Oku