İstanbul'un Sırdaşı

Bazen bir bina, bir binadan çok daha fazlasıdır. Bazıları “ah şu duvarların dili olsa da konuşsa” dedirtir insana. Yüzyıllardır etrafındaki şen kahkahalara ve derin acılara şahitlik eden Galata Kulesi de şehrin demirbaşlarından. Zamana şahittir Galata, zamanın barındırdıklarına…

  • 09.02.2017
  • Şeyma Çakan

"Galata Kulesi" by Nelson // CC BY

Kulenin 500’lü yıllarda Bizans İmparatoru tarafından fener kulesi olarak yaptırıldığı tahmin ediliyor. O zamanlar şehrin ticaret limanı Karaköy olduğundan gemiler yolunu bulsun diye inşa edilmiş Galata Kulesi. Kulenin taş ustası tahmin edebilir miydi kent hafızasında bu denli kalıcı bir eser yaptığını!

 

Bin beş yüz yıllık yaşamında ne yangınlar, ne intiharlar... Fener kulesi olarak yapılan kule Kanuni Sultan Süleyman döneminde esirler için zindan olarak kullanılmış. Esirler bırakmış kendini gövdesinden, o içine atmış. Yangın kulesi yapılmış. İki kez cayır cayır yanmış, yine yıkılmamış. Rasathane olmuş; İstanbulluların “Küçük Kıyamet” dedikleri 1509 depreminde ciddi zararlar görmüş, yıkılmamış. Bir fırtınada kubbesini kaybetmiş, beş savaş görmüş, yıkılmamış.

Onun kadar güçlü biri varsa şu şehirde o da şair Ümit Yaşar Oğuzcan’dır. Gencecik oğlu Vedat’ın kuleden intiharı yüzünden nasıl bir acı gömmüştür o taş duvarlara kim bilir.

Galata Kulesi yalnız hüzne değil tebessüme de sahne olmuş elbette. Osmanlı’nın gözü kara mucidi Hezarfen Ahmet Çelebi Üsküdar’a doğru uçarken Galata’nın terasından havalanmıştır geniş kanatlarıyla. Şehrin kadım aşıkları Galata Kulesi ve Kız Kulesinin aşkını cümle aleme bildirmiştir o gün Ahmet Çelebi. Gerçi Romalılardan bugüne “eğer bir kadın ve bir erkek, Galata Kulesi’ne yaşamlarında ilk kez birlikte çıkarlarsa, onlar mutlaka evlenirler” söylenegelir imiş. Öyleyse Galata, yüzyıllardır görüp de kavuşamadığı Kız Kulesine mi adıyordur birleştirdiği aşıkları?

 

Velhasılıkelam insanların hayran kaldığı, terasına çıkabilmek için sıraya girdiği bu kulenin tarif edilemez büyüsüne kapılmak için davet gerekmiyor! Eğer bir gün Galata Kulesi’ne yolunuz düşerse, tüm bu hikayeleri, efsaneleri düşünerek çıkın kuleye. Her basamakta aklınıza Hezarfen gelsin, Vedat gelsin, yangınlar, fırtınalar gelsin. Belki o zaman anlarız onun nazlı ama dimdik duruşunu…

 

 

 Video: Barış Dikici

 

 

Bu Yazıyı Paylaş:

Benzer Yazılar:

Eğin Dedikleri Küçük bir Şehir

Eğin Dedikleri Küçük bir Şehir

Ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısında o zamanlar henüz çiçeği burnunda bir subayken, Osmanlı ordusunda eğitimci olarak görev yapan Almanların efsanevi komutanı Helmuth Von Moltke, kaleme aldığı Türkiye hatıralarında Kemaliye için “Asya’da gördüğüm en güzel yer” der; bu ifade belki de Eğin'in güzelliğinin sığdırılabildiği en doğru tanımların başında gelir.

Devamını Oku
Tirilye'de Bir Taş Mektep

Tirilye'de Bir Taş Mektep

Orhan Pamuk büyük toplumsal değişimlerden sonra geçmişin sosyo-kültürel izlerinin hüzne dönüştüğünden, bu yüzden şehirlerin hüzün dolu olduğundan bahseder. İstanbul gibi… Fakat ben size bugün bambaşka bir hikaye anlatacağım…

Devamını Oku
Bir Tango Bestekarı: Necip Celal

Bir Tango Bestekarı: Necip Celal

“ben de gönül çektim eskiden/ yandı hayatım bu sevgiden/ anladım ki bir aşka bedel/ gençliğimmiş elimden giden”

Devamını Oku